حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Sudan Vilâyeti
Medya Bürosu
| No: SD-BA-2026-RS-TR-52 |
H. 28 Zilhicce 1447 M. Pazar, 14 Haziran 2026 |
Güvenliği Sağlama ve İnsanları Koruma Sorumluluğunu Devletten Alıp Bölgecilik Temelinde Halka Yüklemek, Saptırıcı Bir Çağrıdır ve Şeriata Muhalefettir
Son iki gün içerisinde medya organlarında ve sosyal medya platformlarında bazı gazeteci, aktivist ve benzerlerinin kaleme aldığı yazılarla karşılaştık. Bu yazılarda, Büyük Kordofan’ın geniş bölgelerini kontrolü altında tutan ve Kuzey Kordofan Eyaleti’nin başkenti olan el-Ubeyd’i insansız hava araçlarıyla sürekli tehdit ederek silahsız sivilleri öldüren, altyapıyı ve hizmetleri tahrip eden Hızlı Destek Kuvvetleri’nden (RSF) Kordofan’ı kurtarmak için Kordofan halkının canlarını ve mallarını ortaya koymaları istenmektedir.
Bu makalelerin birinde yazarlardan biri şöyle demektedir: İşgal günlerinde El Cezire’nin öfkelendiği gibi Kordofan ne zaman öfkelenecek? Ne zaman yüklerini dışarı atacak ve evlatları mallarını feda etmeyi göze alacak? Kordofan’ın evlatları nerede? Onlar sayıca ve malca daha fazlalar, ellerinde silah tutup milislere karşı göğüs göğüse çarpışacak milyonlarca gençleri var.” Bir başka yazar ise şöyle demektedir: Kordofanlılar onur sınavını geçebilecekler mi, yoksa onurlarını bir çöplüğün üzerindeki cesede mi çevirecekler ve durumları -Allah korusun- deyyusluğa mı benzeyecek?”
Soru şudur: Neden bu yazarlar, Kordofan’ı Hızlı Destek Kuvvetleri’nden kurtarma sorumluluğunu Kordofan halkına yüklüyorlar da; insanların canlarını ve namuslarını koruma görevini yerine getirmeyen devleti görmezden geliyorlar?! Oysa devlet bunu yapabilecek güce sahiptir; elindeki insan gücü, askerî teçhizat ve silahlar, durumu yeniden düzeltmeye fazlasıyla yeterlidir.
Devleti görevini yapmaktan alıkoyan şey, bu absürt ve lanet olası savaşı yöneten ve bunun arkasında Darfur’u Sudan’ın gövdesinden koparmak isteyen taraftır; yani Sudan’ı parçalamaya çalışan Amerika’dır. Ne yazık ki insanların çoğu, basiret ve görüş sahibi herkes için apaçık hale gelen bu gerçeği bilmektedir. Buna rağmen birçok kişi halkı yanıltmakta, hatta bazıları bölgecilik ve nefret dolu bir anlayış temelinde halkın, güvenliği sağlama, kendisini ve namusunu koruma konusunda devletin sorumluluğunu üstlenmesini istemektedir.
Oysa bütün dünyada apaçık bilinen bir gerçek vardır ki güvenliğin ve istikrarın sağlanması yalnızca devletin görevidir. Bu görev, bölgesel veya etnik milisler aracılığıyla değil, düzenli ordular eliyle yerine getirilir. Bu ırkçı, kiralık ve nefret uyandıran çağrılar ise Amerika’nın Sudan’ı parçalama projesine hizmet etmektedir. Amaç, Libya senaryosunda olduğu gibi Darfur bölgesini koparmak; aralarında sürekli çatışmaların yaşandığı bir saha hâline getirilen Kordofan’da iki ayrı yönetim oluşturmaktır.
İslam ise güvenliği sağlamayı ve insanlara insanca bir hayat sunmayı devletin sorumluluğu kılmıştır. Çünkü devlet, insanların işlerini gözetmekle yükümlüdür. Güvenliği, sağlık hizmetlerini ve bütün temel ihtiyaçları sağlamak, devletin bir lütfu değil, şeri bir görevidir. Nitekim Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
فَالْإِمَامُ الَّذِي عَلَى النَّاسِ رَاعٍ وَهُوَ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ“İman çobandır ve güttüklerinden sorumludur” Bu gözetim sorumluluğunun bir gereği de bütün insanlar için güvenliği, huzuru ve insanca yaşam şartlarını temin etmektir.
مَنْ أَصْبَحَ مِنْكُمْ آمِناً فِي سِرْبِهِ، مُعَافًى فِي جَسَدِهِ، عِنْدَهُ قُوتُ يَوْمِهِ، فَكَأَنَّمَا حِيزَتْ لَهُ الدُّنْيَا“Sizlerden her kim vücutça sağlıklı, nefsinden, malından korkusuz ve huzurlu, günlük yiyeceği de yanında olarak sabahlarsa, sanki dünyanın bütün nimetleri kendisinde toplanmış gibi olur.”
Sadık ve samimi çağrı, hakkı söyleyen ve alemlerin Rabbinin rızası için çalışan çağrıdır. Bu da ancak Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafet Devleti çatısı altında İslam şeriatının uygulanmasıyla mümkündür. Çünkü Hilafet, Çünkü ülkemizin birliğini bozmaya çalışan Amerika’nın elini kesecek; canlarımızı koruyacak, namuslarımızı muhafaza edecek ve Rahmân’ın rızası doğrultusunda güvenlik ve huzuru sağlayacaktır.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَجِيبُوا للهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ“Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Rasûlü’ne icabet edin.” [Enfal 24]
İbrâhîm Usmân [Ebu Halîl]
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Sudan Vilayeti Resmi Sözcüsü
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Sudan Vilâyeti Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi 21 October Street, Imarat al-Vaqf, Ground Floor, East Khartum / Sudan Telefon: +(249) 0912 24 01 43 – 0912 37 77 07 http://www.hizb-sudan.org/ |
E-Mail: spokman_sd@dbzmail.com |