حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Sudan Vilâyeti
Medya Bürosu
| No: SD-BA-2026-RS-TR-54 |
H. 5 Muharrem 1448 M. Cumartesi, 20 Haziran 2026 |
Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti Resmi Sözcüsünün “Ekonomik Krizden Çıkışın Köklü Çözümü” Başlıklı Basın Toplantısında Yaptığı Konuşma
Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam, gönderilenlerin en hayırlısı Efendimiz Muhammed’in, onun Âli’nin ve tüm ashabının üzerine olsun...
Değerli kardeşlerim...
Es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh
Bugünlerde birçok insan şu soruyu sormaktadır: Sudan, neden özellikle ekonomik alanda sürekli ve birbiri ardına krizler yaşıyor?! Oysa yer altı ve yer üstü zenginlikleri bakımından muazzam servetlere sahiptir ve dünyanın en zengin ülkeleri arasındadır.
Sudan cüneyhinin (poundunun) değerinin erimesi, hızla gerileyip çökmesi ve özellikle son dönemde serbest piyasada 1 doların yaklaşık 4700 cüneyhe, hatta daha da fazlasına ulaşmasıyla insanların geçim şartlarında yaşanan korkunç kötüleşme karşısında bu soru akıllara gelmektedir.
Bu çöküş tüm mal ve hizmetlere yansımış; fiyatlar çılgın seviyelere ulaşmış, hayat dayanılmaz bir cehenneme dönmüş ve pek çok aile için günde tek bir öğün yemek bulmak bile ulaşılamaz bir hayal haline gelmiştir.
Bu soruya cevap verebilmek için öncelikle sorunun temelini anlamak ve onun için köklü bir çözüm ortaya koymak gerekir. Sorunun temel sebepleri şunlardır:
1- Sudan’daki ekonomik sistem; halkın işlerini gütmeyi değil, Kapitalist menfaatçiliği esas alan bir temel üzerine kuruludur. Bu sistem sadece servetin çoğaltılmasına odaklanır, servetin dağıtımı meselesini ise zerre kadar önemsemez. Bu yüzden servet küçük bir azınlığın elinde toplanır; zenginler daha zengin olurken, fakirler daha da fakirleşmektedir.
Sudan’da bu sistem en kötü biçimiyle uygulanmaktadır. Zira sömürgeci devletler, IMF ve Dünya Bankası aracılığıyla ülkenin servetlerini yağmalamak için ülkenin ekonomi politikalarını kontrol etmektedirler. Yöneticilerimizden; sağlık, eğitim ve güvenlik gibi halkın temel ihtiyaçlarına harcama yapmamalarını istemekte, kamu sektörünü Kapitalistlerin çıkarına özelleştirmeye çalışmaktadırlar.
Ayrıca yerel para biriminin dalgalanmaya bırakılmasını talep etmektedirler; bu da para biriminin bugün olduğu gibi dibe vurmasına yol açmaktadır. Kapitalist ideolojiye inanan Batılı düşünürler bile bu sistemin bozuk olduğunu kabul etmektedirler. Nitekim önde gelen iktisatçılardan Michael Hudson, Kapitalizmin Fesadı adlı kitabında; rantiyecilerin ve menfaat odaklarının toplumu sömürmek için ekonomik sistemi nasıl ele geçirdiklerini ortaya koymaktadır.
2- Sistem bozuk olduğu sürece, insanların durumuyla ilgilenmeyen, sadece kendi çıkarlarını düşünen yozlaşmış (yolsuzluğa bulaşmış) kişiler üretir. Bu durum son krizde de açıkça görülmüştür. Akaryakıt almak için dolara olan talep artınca, dolar adeta bir ticari mal haline gelmiş, şirketler ve bireyler onu almak için adeta yarışır hale gelmişlerdir. Hükümet, 12 Haziran 2026 Cuma günü petrol türevlerinin ithalatına bizzat dahil olacağına dair bir karar çıkarmış, ancak iki gün sonra geri adım atarak şirketlerin ithalat yapmasına izin vermiştir; tek şart olarak da 200 kilogram 21 ayar altının teminat olarak yatırılmasını şart koşmuştur. Bu durum, bazı nüfuzlu kişilerin şirketlerin çıkarı doğrultusunda sahip olduğu gücü teyit etmektedir.
3- Hükümet, her sorun çıktığında, sorunun gerçek nedenlerini tedavi etmek yerine sadece sonuçlarıyla uğraşmaktadır. Bu sebeple sorunlar karmaşıklaşarak içinden çıkılmaz krizlere dönüşmektedir. Örnek olarak, Sudan cüneyhinin değer kaybetmeye başlamasının ardından hükümetin döviz tüketimini azaltmak amacıyla birçok ürünün ithalatını yasakladığına, ancak buna rağmen ekonomik durumun daha da kötüleştiğine tanık olduk.
4- Onlarca ton altın kaçakçılığı yapılmakta ve bunun geliri devletin ya da halkın cebine değil, şahısların ceplerine gitmektedir. Altın kamu mülkiyeti olmasına rağmen, bundan ne devlet ne de halk faydalanmaktadır. Asıl olan, şahısların veya şirketlerin bu maden ocaklarına sahip olmasına izin verilmemesidir. Maliye Bakanı, Sudan’ın 2025 yılında yaklaşık 70 ton altın ürettiğini, bunun sadece 20 tonunun devlete girdiğini, 50 tonunun ise kişisel çıkarlara gittiğini bizzat itiraf etmiştir.
Tüm bu nedenler totalde sömürgeci kâfir Batı’nın projeleri için devletin paramparça edildiğini göstermektedir.
Sudan’daki ve hatta dünyadaki ekonomik krizin köklü çözümü şu esaslara dayanmaktadır:
Birincisi: Doğru bir akideye ve adil çözümlere dayanan bir ekonomik sistem inşa etmek. Bunu da ancak her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan Allah yapabilir. Bu nedenle, yeme, içme, giyinme ve barınma gibi tüm temel ihtiyaçların toplumdaki her birey için eksiksiz bir şekilde karşılanmasını garanti eden İslami ekonomik sistemin uygulanması şarttır. Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmaktadır:
مَنْ أَصْبَحَ مِنْكُمْ آمِناً فِي سِرْبِهِ ، مُعَافًى فِي جَسَدِهِ ، عِنْدَهُ قُوتُ يَوْمِهِ ، فَكَأَنَّمَا حِيزَتْ لَهُ الدُّنْيَا“Sizlerden her kim vücutça sağlıklı, nefsinden, malından korkusuz ve huzurlu, günlük yiyeceği de yanında olarak sabahlarsa, sanki dünyanın bütün nimetleri kendisinde toplanmış gibi olur.” İslam ayrıca insanların lüks ihtiyaçlarını da güçleri yettiğince karşılamalarına imkân tanır. Şer’i hükümler gereği malın stoklanmasını yasaklar ki, mal sadece zenginler arasında dolaşan bir güç olmasın.
كَيْ لَا يَكُونَ دُولَةً بَيْنَ الْأَغْنِيَاءِ مِنكُمْ“Ta ki içinizdeki zenginler arasında elden ele dolaşan bir devlet olmasın.” [Haşr 7] Ayrıca karaborsacılığı, dolaylı vergileri ve haram olan meksi (gümrük vergilerini) yasaklar ki bunlar mal ve hizmet fiyatlarının artmasına neden olmasın. Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmaktadır:
مَنْ دَخَلَ فِي شَيْءٍ مِنْ أَسْعَارِ الْمُسْلِمِينَ لِيُغَلِّيَهُ عَلَيْهِمْ كَانَ حَقًّا عَلَى اللَّهِ أَنْ يُقْعِدَهُ بِعُظْمٍ مِنَ النَّارِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ“Kim Müslümanlara karşı fiyat arttırmak için onların fiyatlarından bir şeye müdahale ederse, o kimseyi kıyamet gününde bir ateş yığınına oturtmak Allah’ın üzerine hak olur.”
İkincisi: Para birimini, zati bir değeri olan altına endekslemek ve tüm dünya ile ithalat-ihracat işlemlerini bu esas üzerinden yürütmek. Altın hem güvenli ve istikrarlı olması hem de İslam’daki pek çok hükmün (diyetler, hırsızlık haddi, zekât nisabı vb.) altın esasına dayanması hasebiyle temeldir. Sudan bir altın ülkesidir ve bu zenginlik onu faizli kredilere veya benzeri borçlara muhtaç olmaktan kurtaracaktır.
Üçüncüsü: Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası ve diğer faizli fonlarla ilişkileri tamamen kesmek ve servetin nasıl elde edileceği, nasıl artırılacağı ve nasıl harcanacağı ile ilgili İslami hükümleri derhal uygulamaya koymak.
Dördüncüsü: Devletin; altın, petrol ve tükenmeyen madenler gibi kamu mülkiyetinde olan varlıkları satması, hibe etmesi veya başka yollarla elden çıkarması caiz değildir. Devletin görevi, ümmetin tümünün menfaati için bu varlıkları yönetmek ve denetlemektir. Çünkü bu kaynaklar, ümmetin hakkıdır ve yalnızca onun durumunu iyileştirecek alanlara harcanır.
Özetle; bu ve benzeri İslami hükümler ancak insanlara onurlu bir hayat sunabilir. Dolayısıyla bu sefil gerçeklikten hep birlikte kurtuluşumuz; ancak Ümmetin ihlaslı evlatlarıyla birlikte, Ümmeti yeniden Nübüvvet Metodu Üzere Raşidi Hilafet’e döndürmek için ciddiyetle çalışmaya bağlıdır. Ancak Hilafet ile Rabbimizi razı edebilir, onun gölgesinde izzetli ve onurlu hayat sürebiliriz.
ve’s Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh
İbrâhîm Usmân [Ebu Halîl]
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Sudan Vilayeti Resmi Sözcüsü
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Sudan Vilâyeti Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi 21 October Street, Imarat al-Vaqf, Ground Floor, East Khartum / Sudan Telefon: +(249) 0912 24 01 43 – 0912 37 77 07 http://www.hizb-sudan.org/ |
E-Mail: spokman_sd@dbzmail.com |