حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Yemen Vilâyeti
Medya Bürosu
| No: YM-BA-2026-MB-TR-10 |
H. 15 Muharrem 1448 M. Salı, 30 Haziran 2026 |
Yemen Halkı İçin Gerçek Kurtuluş Mücadelesi, Sömürgeciliği Kovmakla, Onun Sistemlerini Ortadan Kaldırmakla ve Yüz yılı Aşkın Süredir Yok Olan İslam Sistemini Yeniden Kurmakla Başlar
Hicri 1448 yılına girilmesiyle birlikte, Sana’a hükümetindeki Başbakan Vekili Muhammed Miftah ve Savunma ve Güvenlikten Sorumlu Yardımcısı Celal el-Ruveyşan, 24 Haziran 2026 Çarşamba günü İçişleri Bakanlığı’nın Hicri eğitim yılının açılışına katıldılar. Etkinlikte yaptıkları açıklamalarında “kurtuluş savaşı ve işgali sona erdirme mücadelesi” için hazır olduklarını ilan ettiler. Sana’da bulunan Hadramut, Şebve, Lahic ve el-Mehra valileri de onlara katıldı.
Ey yetkililer! Kurtuluş; elçilikleri, temsilcileri ve onun nizamlarını tatbik eden yöneticilerden oluşan maşaları aracılığıyla ülkemizde gece gündüz faaliyet gösteren sömürgeciliği kovmakla olur. Zira bugün yönetildiğimiz cumhuriyet sisteminin İslam’la uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur. Nasıl ilgisi olabilir ki? Cumhuriyet sistemi yasama yetkisini insanlara, yani parlamentoya vermiştir.
فَلاَ وَرَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ حَتَّى يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ “Hayır, Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılmadıkça iman etmiş olmazlar.” [Nisa 65] Bu sistem, Yemen halkını birbirine bağlayan bağı düşük bağ olan vatanperverlik olarak belirlemiş ve Yemen dışındaki bir Müslümanı yabancı saymıştır!
إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ “Müminler ancak kardeştir.” [Hucurat 10] Yargıda İslam hükümlerinin yerini Batılı kanunlar almış; iktisatta vergiler ve gümrüklerle halk soyulmuş, faiz yasallaştırılıp yürürlüğe konmuştur!
وَأَحَلَّ اللهُ الْبَيْعَ وَحَرَّمَ الرِّبَا “Oysa Allah, alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır” [Bakara 275] Uluslararası ilişkilerde devlet, BM yasalarını referans almış ve yöneticiler Allah’ın Kitabı Kur’an’dan yüz çevirmişlerdir! Daha nicesi...
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاءَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاءُ بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ “Ey iman edenler! Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar. İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet etmez.” [Maide 51]
Yemen halkı; Husilerin de, devrik rejimin de, kendilerine “meşruiyet” diyenlerin de bu laik Cumhuriyet rejimini koruma, uygulama ve sürdürme konusundaki ısrarlarını ve İslam’ın uygulanması çağrısı yapanlara karşı yürüttükleri savaşı asla unutmayacaktır. İşin acı yanı şudur ki; dün İslam sloganını yükselten, halkın açlığından ve fiyat artışlarından şikâyet ederek dağlarda rejimle savaşan Husiler, bugün düne kadar eleştirdikleri yetkililerin sürdüğü lüks hayatı yaşamaktadırlar. Halkın geri kalanı ise şiddetli bir sefalet, yoksulluk ve bitmek bilmeyen bir çile içinde kıvranmaktadır! İslam hükümlerinden tamamen uzaktırlar. Herkes bunların gerçekliğini çok iyi bilmektedir; hiçbir vizyonları veya projeleri yoktur. Sadece Batı’nın sistemlerini uygulamaktadırlar. Tıpkı El-Alimi hükümeti gibi, halkın çobanı da değillerdir, halka karşı sorumlu da değillerdir. Her birinin halka zulmetmek için kendine has bir yöntemi vardır. Başbakan Miftah’ın iki gün önce açlıktan haykıran birine söyledikleri, onların halkın çobanı olmadıklarının kanıtıdır.
Kapitalist ekonomi sistemi Yemen halkına hâkim olmuş, yıllardır onları açlık ve fakirlikle ezmektedir. Bankalarda faiz ve gayrişahsi muameleler dönerken; Dünya Bankası, IMF ve “ortakları” da Yemen’den çıkmamıştır. Buna ek olarak yöneticiler, Dünya Gıda Programı ve halkı katleden devletlerin organizasyonlarına bel bağlamışlardır! Basit çiftçileri sermaye sahiplerinin ve kooperatiflerin kölesi haline getiren sözleşmeli tarım ve dışarıdan gelen genetiği değiştirilmiş buğday tohumları ile ne tür bir “kendi kendine yetme”den bahsedilebilir!
Uluslararası ilişkilerde de aynı kontrol mekanizmasının izinden gidilerek, sömürgecilik, uluslararası hukuk kavramını dayatmış ve sizleri ona kul köle etmiştir. Birleşmiş Milletler; tarım, sağlık ve eğitim programları kisvesi altında yeryüzünde fesat çıkarmak için uluslararası hukuku kullanmıştır. Elinizdeki 73 casusun varlığı ve Antonio Guterres ile BM temsilcisi Hans Grundberg’in onları serbest bırakmanız için kurduğu baskı buna en iyi delildir! İngiliz ve Amerikan istihbarat adamları, “uluslararası ilişkiler ve uluslararası hukuk” kisvesi altında Husilerin sözcüsü Muhammed Abdüsselam’ın etrafına çember örerek ona tavsiye ve danışmanlık hizmeti sunmakta, o da onların gözetimi olmadan hiçbir açıklama yapamamaktadır!
Ey Yemenli yöneticiler! Ey Husiler! Ey Alimi hükümeti! Yolsuzluğunuz çok büyüktür; göklere ulaşmış, her eve girmiştir. Ülkede yayılan uyuşturucular, bu işlere bulaşmış güvenlik birimleri, Güney sahillerinin “Kaptagon” girişine açılması ve ülkeyi boğan Metamfetamin bu fesadın son halkalarıdır!
Alimi hükümeti; ülkeyi Suudi Arabistan ile onun yöneldiği Washington’un ve Birleşik Arap Emirlikleri ile onun yöneldiği Londra’nın çatışma alanına dönüştürmüştür. Onların yolsuzlukları o kadar uzundur ki kalemler bile bunu yazmaktan aciz kalır.
Husilere gelince; halka yaptıkları zulümler yetmezmiş gibi bir de kansere neden olan “Metil Bromür” içerikli tarım ilaçlarını ülkeye sokmuşlardır. Buna rağmen “Yolsuzlukla Mücadele Heyeti” bugüne kadar tek bir gerçek yolsuzluk yapanı bile yargı önüne çıkarmamıştır!
İçişleri Bakanlığı’nın eğitim yılı açılışı da neyin nesi?! “Kurani Yürüyüşünüzün” nefesi tükenmiş, sesi kısılmış ve nihayet tamamen kesilmiştir! Sizler sadece Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e bağlılık türküleri söylemekte ve slogan atmakta mahirsiniz. Sizin için İslam; Hicret ve Mevlit gibi yıl boyu süren kutlamalardan ibarettir. Hangi kurtuluştan bahsediyorsunuz?! Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem bir kul idi, siz ise kendinizi “efendiler” olarak görüyorsunuz!
سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ “Kulunu bir gece Mescidi Haram’dan, kendisine bir kısım ayetlerimizi göstermek için, çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir.” [İsra 1] Sizinle onun arasında dağlar kadar fark vardır! Kendinizi Batı sistemlerinin ve fikirlerinin kölelik prangalarından kurtarın!
Sizler en kolay yolu seçip “Miladi takvim” duvarının üzerinden atladınız; ancak yıkılması ve dümdüz edilmesi gereken asıl yüksek duvarları; yani yönetim nizamını, iktisat nizamını ve uluslararası ilişkiler düzenini olduğu gibi bıraktınız! Oysa yıkılması gereken asıl bunlardır. Bu enkazın üzerinde Hilafet Devleti kurulmalı; ganimetin, fey’in, öşrün, haracın, kamu mülkiyeti mallarının ve zekâtın toplandığı Beytülmal tesis edilmelidir. Dünya; Dâru’l İslam ve Dâru’l Harb olarak ikiye bölünmelidir ki Müslümanlar Allah Subhânehu ve Teâlâ ’nın şu vaadiyle nimetlensinler:
إِنَّا لَنَنصُرُ رُسُلَنَا وَالَّذِينَ آمَنُوا فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَيَوْمَ يَقُومُ الْأَشْهَادُ “Şüphesiz ki, Rasûllerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz.” [Mümin 51] Ve Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in şu müjdesi gerçekleşsin:
ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ “Sonra Nübüvvet metodu üzere Hilafet olacaktır.”
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Yemen Vilâyeti Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi Telefon: 735417068 http://www.muslimworld.today |
E-Mail: yetahrir@gmail.com |