| Date : H.10 Zilhicce 1447 M. Çarşamba, 27 May 2026 | No: |
Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Alim Ata Bin Halil Ebu Raşta’dan, Genel Olarak Müslümanlara, Özel Olarak Gençlere 1447 / 2026 Yılı Mübarek İyd’ul Fıtr Vesilesiyle Tebrik Mesajı
Hamd Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasûlullah’a, onun Aline, ashabına ve onu dost edinenler üzerine olsun.
Allahu Ekber Allahu Ekber Allahu Ekber, La İlahe İllallah... Allahu Ekber, Allahu Ekber ve Lillahi’l Hamd...
Genel olarak İslam Ümmetine; İyiliği emreden, kötülükten nehyeden ve Azîz ve Hakîm olan Allah’a iman eden, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmete...
Özel olarak davet taşıyıcılarına; Allah’ın elleriyle fethi müyesser kılacağı ve Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafet Devleti’ni kurmaları için yardımıyla destekleyeceği kimselere...
İnternet sayfasının kıymetli ziyaretçilerine; sayfanın taşıdığı hayra yönelen, hakkın safında durmak ve hak ehline destek olmak için tüm gücünü sarf edenlere...
Bütün bu kimselere diyorum ki Es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh
Mübarek 1447 Kurban Bayramınızı en içten dileklerimle tebrik eder; el-Kaviyy el-Azîz olan Allah’tan, bu bayramın tüm Müslümanlar için hayır ve bereket kapısı olmasını niyaz ederim.
Ey değerli kardeşlerim! Bu bayrama, Amerika’nın desteği ve silahlarıyla Yahudilerin Haşim Gazze ve tüm Filistin’e yönelik saldırılarının hâlâ sürdüğü bir dönemde kavuşmaktayız... İslam beldelerindeki yöneticiler ise olup bitenleri sadece seyretmekte, şehitleri saymakta ve onları sadece ölü olarak isimlendirmektedirler! İçlerinden en aklı başında olanları ise sanki tarafsızlarmış gibi arabuluculuk yapmaktadırlar! Ama aslında Yahudilere daha yakındırlar!
Bugün bu saldırganlığa daha şiddetli ve daha sert bir saldırganlık daha eklemişlerdir. Amerika ve Yahudi varlığı, İran’a karşı ortak ve geniş çaplı bir saldırı başlatmıştır. 28 Şubat 2026’da başlattıkları bu saldırı, İran, Lübnan ve çevre bölgelerde tam üç aydır kesintisiz sürmektedir! Yahudi varlığı, Haşim Gazze’de yaptığı gibi Lübnan’ın güneyinde de bir tampon bölge oluşturmaktadır. Tüm bunlar, Müslüman beldelerindeki yöneticilerin gözü ve kulakları önünde gerçekleşmekte ama onlardan hiçbirinden çıt çıkmamaktadır! Diğer yandan, Trump’ın normalleşme treni, Yahudilerle normalleşen diğer ülkelere yetişmek üzere Lübnan’da da hızla yol almaktadır. Allah’tan, Rasûlü’nden ve müminlerden utanmadan haince müzakereler yürütülmektedir! Lübnan’da iddia ettikleri 10 günlük ve 3 haftalık ateşkesleri bile Yahudi varlığı ayaklar altına almış ve saldırılarını yoğunlaştırmıştır... Aynı şekilde Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nın 15 Mayıs 2026 tarihinde ilan ettiği 45 günlük ateşkes de Yahudi varlığı açısından sadece kâğıt üzerindeki mürekkepten öteye geçmemiştir. Sözde ateşkes zerre kadar itibar etmeyen Yahudilerin yoğun saldırıları devam etmektedir. “Nitekim 17/5/2026 tarihinde Yahudi varlığı, Lübnan’ın doğusundaki Bekaa bölgesinde Yahmur ve Sahmur çevresine, ayrıca Güney Lübnan’daki Zotr eş-Şarkiyye’ye hava saldırıları düzenlemiştir.” (17.05.2026 El Cezire) Yahudi varlığının, bu ateşkesi ilan eden Trump’ın onayı olmadan bu saldırıları gerçekleştirmesi elbette düşünülemez! Böylece Yahudilerin oraya ve buraya düzenlediği saldırılar gece gündüz devam etmekte, Müslüman beldelerinin yöneticileri ise sanki bunlar uzak diyarlarda oluyormuş gibi ölüm sessizliğine bürünmektedirler. Hiçbir şey umurlarında değildir. Ne kötü hüküm veriyorlar!
Diğer yandan Çin ziyaretinden dönen Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın kuşatılmasına yönelik köpürte köpürte savurduğu tehditleri de devam etmektedir. “ABD Başkanı Donald Trump, İran liderlerinin hızlı hareket etmemesi halinde ülkenin sonuçlarla karşı karşıya kalacağı tehdidinde bulundu...” Trump, sosyal medya hesabı Truth Social’dan yaptığı paylaşımında, İran’a tanınan zamanın daraldığı noktasında ihtar niteliğinde ifadelere yer verdi. ABD Başkanı, “İran için saat işliyor, derhal ve hızlıca harekete geçseler iyi olur. Zaman kritik bir faktördür!” ifadelerini kullandı.” (17.05.2026 El Arabiya) “Ardından ABD Başkanı İran’a yönelik askeri saldırı tehditlerini yineledi... Pazartesi günü Truth Social platformundaki bir paylaşımda ABD saldırılarının her yönden gelebileceğini ima etti...” (INA, 18/05/2026) Trump küstahlığına şu sözlerle sürdürdü: “Amerikan kuvvetlerinin büyük ölçüde İran ordusunu ve siyasi liderliğini çökerttiğini vurguladı ve İran’ın nükleer silah geliştirmesine asla izin vermeyeceklerini belirtti. (20.05.2026 Middle East online) BBC’nin 21 Mayıs 2026 tarihli son güncellemesinde aktardığına göre Trump, Andrews Hava Üssü’nde gazetecilerin İran ile yapılan görüşmelerdeki gelişmelere dair sorusuna, görüşmelerin bir dönüm noktasında olduğunu belirterek: “Doğru cevapları alamazsak işler çok hızlı bir şekilde kötüye gidecek. Cevaplar %100 eksiksiz olmalıdır” demiştir. (21.05.2026 BBC) Trump, tamamen kendi keyfine göre veya her zaman söylediği gibi bir müzakere istemektedir: “İran ile müzakereler nihai aşamasına gelmiştir ancak görüşmelerin başarısız olması ise daha fazla saldırılara neden olacağı uyarısında bulunmuştur.” (21.05.2026 Iran International)
Görüldüğü gibi Amerika, müzakerelerin Amerikan küstahlığına uygun bir şekilde, yani Güç Yoluyla Barış doktrini çerçevesinde yürütülmesini istemektedir! Bu doğrultuda suç ortağı Netanyahu’yu yıkıma ve saldırganlığa devam etmesi için kışkırtmaktadır. Yahudi varlığı da yukarıda zikrettiğimiz üzere işgal ettiği Lübnan köylerinde ordusu için yeni askeri kamplar kurmakta ve buraları “tampon bölge” ilan etmektedir. Yani Gazze’deki “Hamas ve sarı hat” senaryosunu Lübnan’da yeniden vizyona sokmaktadır! Görünen o ki Trump’ın güç yoluyla barış küstahlığı; haber ajanslarının 24 Mayıs 2026 Pazar günü aktardığına göre, iki ay veya daha fazla sürecek müzakerelerin veya tartışmaların mukaddimesi olarak, içi bubi tuzağıyla dolu bir anlaşma taslağı doğurmuştur... Trump’ın döktüğü kanlara, yıktığı evlere, yerle bir ettiği hayat alanlarına bakmaksızın savaşı dilediği gibi başlatıp dilediği gibi bitirmesi veya durdurması gerçekten çok büyük bir cürümdür... Bütün bunlar Müslümanların bir devletinin olmamasından kaynaklanmaktadır. Müslümanların bir devleti olsaydı, Trump’ın tuzağını başına geçirir, geçmişte Perslere ve Romalılara verdiği bir ders gibi ona da bir ders verirdi. Hatta suç ortağı Netanyahu da Trump’ın planı doğrultusunda hareket etmekte, onun emriyle Filistin’de, Lübnan’da ve çevre bölgelerde insanı, ağacı ve taşı yakıp yıkmaya devam etmektedir!
Sonuç olarak Müslüman beldelerindeki yöneticiler, âlemlerin Rabbi’ni hamdedip tesbih edecekleri yerde sömürgeci kâfirleri övmektedirler... Filistin’i kurtarmak ve Yahudi varlığını ortadan kaldırmak yerine onunla müzakere ve normalleşme peşinde koşmaktadırlar... Bu yöneticiler Trump’ın rızasını elde etmek amacıyla Amerika ve beslemesi Yahudi varlığını dostluk edinmektedirler! Böylece de tağut Trump’ın rızasına nal olmak için Allah’ın gazabına nail olmaktadırlar... Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in şu sözünü ya unutuyorlar ya da unutmuş gibi davranıyorlar: «مَنْ أَسْخَطَ اللَّهَ فِي رِضَا النَّاسِ سَخِطَ اللَّهُ عَلَيْهِ، وأَسْخَطَ عَلَيْهِ مَنْ أرضاهُ فِي سَخَطِهِ، وَمَنْ أَرْضَى اللَّهَ فِي سَخَطِ النَّاسِ رَضِي اللَّهُ تَعَالَى عَنْهُ وَأَرْضَى عَنْهُ مَنْ أَسْخَطَهُ فِي رِضَاهُ حَتَّى يُزَيِّنَهُ وَيُزَيِّنَ قَوْلَهُ وَعَمَلَهُ فِي عَيْنِهِ» “Kim insanların rızası uğruna Allah’ı gazaplandırırsa, Allah ona gazap eder ve kendisini razı etmeye çalıştığı insanları da ona musallat eder (ona karşı gazaplandırır). Kim de insanların gazabına rağmen Allah’ı razı ederse, Allah Teâlâ ondan razı olur ve rızası doğrultusunda gazaplandırdığı insanları da ondan razı eder; hatta onun sözünü ve amelini o insanların gözünde süsler.” [Tabarani] Aynı şekilde bu yöneticiler, kafirleri dost edinme cürmünün ne kadar büyük bir tehlike olduğunun, bunun dünyada bir zillet, ahirette ise elim bir azap olduğunun farkında değillerdir: ﴿سَيُصِيبُ الَّذِينَ أَجْرَمُوا صَغَارٌ عِنْدَ اللَّهِ وَعَذَابٌ شَدِيدٌ بِمَا كَانُوا يَمْكُرُونَ﴾“Suç işleyenlere, yapmakta oldukları hilelere karşılık Allah tarafından aşağılık ve çetin bir azap erişecektir.” [Enam 124]
Sömürgeci kâfirlere olan sadakatleri öyle bir noktaya ulaşmıştır ki, Müslüman ülkelerden biri saldırıya uğradığında diğerleri onun yardımına koşmak için kılını bile kıpırdatmamaktadır. İçlerinden en mûtedili ve aklı başında olanı ise, sadece ölü ve yaralıları saymakla yetinmektedir! Hâlbuki Müslümanlar tek bir ümmettir. Barışları da birdir savaşları da birdir. Ümmetin herhangi bir parçasına yapılan saldırı, tüm ümmete yapılmış bir saldırı sayılır. Ancak Müslüman beldeleri parçalanmış ve yöneticileri de sömürgeci kâfirlere bağlı olduğu sürece böyle bir anlayışın gerçekleşmesi mümkün değildir... Bu ancak Raşidi Hilafet ile mümkün olacaktır. Hilafet Müslümanları yeniden tek bir ümmet haline getirecek, Allah’ın dinine yardım edecek ve O’nun hükümlerini uygulayacaktır. Böylece ümmet, Allah’ın izniyle muzaffer olacak, dünyayı adaleti ve cihadıyla aydınlatacaktır, Allah da onu zaferiyle şereflendirecektir: ﴿يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن تَنصُرُوا اللَّهَ يَنصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ﴾“Ey iman edenler! Siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder, ayaklarınızı savaşta sabit kılar.” [Muhammed 7]
Ey Müslümanlar! Haydi Allah’ın çağrısına icabet edin ve Allah’ın şu vaadini ve Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in içinde yaşadığımız ceberut saltanattan sonraki şu müjdesini gerçekleştirmek üzere Hizb-ut Tahrir ile birlikte çalışmaya koyulun: ﴿وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُم فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضَى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُم مِّن بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا يَعْبُدُونَنِي لَا يُشْرِكُونَ بِي شَيْئًا وَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَلِكَ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ﴾“Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.” [Nur 55] Nitekim Ahmed b. Hanbel’in Huzeyfe b. el-Yeman’dan rivayet ettiğine göre Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: «ثُمَّ تَكُونُ مُلْكاً جَبْرِيَّةً فَتَكُونُ مَا شَاءَ اللهُ أَنْ تَكُونَ، ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا، ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ. ثُمَّ سَكَتَ»“Daha sonra ceberut bir saltanat olacaktır. O da Allah’ın dilediği kadar devam edecektir. Ardından Allah dilediği zaman onu ortadan kaldıracaktır. Sonra, Nübüvvet metodu üzere Hilafet olacaktır. Sonra sustu.”
﴿وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ * بِنَصْرِ اللَّهِ يَنْصُرُ مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ﴾“O gün Allah’ın zafer vermesiyle müminler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.” [Rum 4-6]
Son olarak, Yüce Allah’tan bu bayramın İslam ve Müslümanlar için hayır, bereket ve izzet kapısı olmasını niyaz ediyorum.
﴿وَاللَّهُ غَالِبٌ عَلَى أَمْرِهِ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ﴾“Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.” [Yusuf 21]
Allahu Ekber Allahu Ekber Allahu Ekber, La İlahe İllallah... Allahu Ekber, Allahu Ekber ve Lillahi’l Hamd diye tekbirler getirecektir...
ve’s Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh