- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
“Sert Kararlılık” Örtüsünün Arkasında!
Haber:
Dikkat çekici dramatik bir gelişme olarak Suriye Savunma Bakanı General Murhaf Ebu Kasra, Birleşik Ortak Görev Gücü Kararlılık Operasyonu Komutanı General Kevin J. Lambert başkanlığındaki üst düzey bir Amerikan askeri heyetini kabul etti. Görüşme, Genel İstihbarat Servisi Başkanı Hüseyin Seleme’nin katılımıyla başkent Şam’da gerçekleştirildi.
Resmi kaynaklara göre, görüşmeler bölgedeki son güvenlik gelişmelerine odaklandı ve iki ülke arasındaki askeri işbirliği ve koordinasyon olanakları ele alındı. Bu toplantı, Suriye’nin bazı bölgelerini kontrol eden uluslararası koalisyonun liderleriyle Suriye’li askeri liderleri bir araya getirdiği için, Suriye siyasi sahnesinde alışılmadık bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Yorum:
Sert Kararlılık Operasyonu liderleriyle oturmak, sıradan bir diplomatik görüşmeden ibaret değildir; aksine bu, yaralar ve katliamlarla ağırlaşmış hafızayla doğrudan bir çatışmadır. Bugün kendini askeri koordinasyonda bir ortak olarak ortaya koyan sert kararlılık, 2014 yılından bu yana IŞİD’le mücadele gerekçesi altında Suriyelilerin iradesini kırmak için hiçbir yöntemi esirgemeyen aynı varlıktır.
İş birliği dili, kanın ve Airwars gibi insan hakları kuruluşlarının belgelediği rakamları ve bunların arkasındaki, vicdanları sarsan uzun bir katliamlar listesini silemez:
2016 Tuhar katliamı: Uçakların Halep kırsalında 100’den fazla sivili ezdiği an.
2019 Bağuz katliamı: Kampanyanın son günlerinde onlarca kadın ve çocuğun yok edilmesi.
2017 Mansura Okulu: Rakka’daki yerinden edilmişlerin sığınağının, toplu bir mezara dönüşmesi.
Bizzat kendisi, en düşük tahminle “kasıtsız” 1417’den fazla sivili öldürdüğünü kabul etmiş biriyle oturmayı insanın içi nasıl alabilir ki? Hiçbir zaman kadın, yaşlı ve çocuk arasında bir ayrım yapmamış birinden nasıl güvenlik talep edilebilir ki?
Bu katillerle koordinasyon kurmak, devrimin en basit sabiteleriyle çatışmaktır; nitekim Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, onlardan yardım alma konusunda bizi uyarmış ve şöyle buyurmuştur: لَا تَسْتَضِيئُوا بِنَارِ الْمُشْرِكِينَ “Müşriklerin ateşiyle aydınlanmayın.” Onlar, savaşın ortasında bize zulmedenler olursa durum nasıl olur acaba?
Bu insanlar tuzak kuran şarlatanlar olup ümmetimizin hayrı için çalışmazlar; aksine ümmeti dininden saptırmak ve onun kalkınması için çalışan herkesle savaşmak için gece gündüz çalışırlar. Sert kararlılıkla oturmak, devrim halkının kanlarını hafife almaktır. Öte yandan ümmete karşı düşmanlıklarını hiçbir zaman gizlememiş olan gerçek düşmanlarına karşı ümmetin bilincinin bir sınavıdır. İbret alın ey akıl sahipleri; çünkü bizden öncekilerin yolculuklarında ve hain Batı’nın vaatleriyle yaşadıkları tecrübelerde, kurtuluş isteyen kimse için bir ibret vardır.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Abdu ed-Della (Ebu Munzir) - Suriye