- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Müslümanlar İle Kâfirler Arasındaki Askeri Dengelerin Altüst Olması
Katz, Tüm Cephelerde Savaş Emirleri Veriyor
Haber:
Yahudi varlığının Savaş Bakanı, ordusundan iki gün içinde İran ile çatışmaların patlak vermesi ihtimaline karşı hazırlıklı olmasını istedi; İran partisinin tek bir kurşun dahi sıkması halinde Beyrut’un güney banliyölerini bombalamasını talep etti ve Lübnan ordusu görevi tamamlayıp İran partisi tüm Lübnan’da silahsızlandırmadan ordunun Lübnan’dan çekilmeyeceğini vurguladı; ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması tamamlanıncaya kadar Gazze’deki askeri operasyonlarını sürdürmesini ve baskıyı devam ettirmesini talep etti; varlığının Dürzileri koruma sorumluluğu bahanesiyle Suriye’den çekilmeyi reddetti ve aynı şekilde “düşündüğünden daha büyük bir tehdit oluşturan” bir grup olarak nitelendirdiği Husileri de tehdit ederek, varlığının gelecekteki çeşitli senaryolara karşı hazırlandığını açıkladı. (RT, 30/06/2026)
Yorum:
Bu açıklamalar ve bunlara eşlik eden eylemler incelendiğinde, Yahudi varlığının bu “kahramanca” durumunun, Kur’an'ın onlara yönelik tanımlaması ve savaşlardaki korkaklıklarıyla çeliştiğini görürüz; bir başka açıdan ise, Yahudi ordusu Gazze’de Müslümanlarla savaşırken, Abbas otoritesi onunla dostluk kurduğu gibi güvenlik olarak da onunla koordinasyon kurmuştur.
Lübnan’da ise Yahudi ordusu, İran’ın partisiyle savaşıyor, ardından Lübnan hükümetiyle onun silahsızlandırılmasını öngören bir anlaşma imzalıyor ve görevi en iyi şekilde yerine getirebilmesi için özel birimlerini ABD ile birlikte eğitmeye hazır olduğunu açıklıyor.
Suriye’de ise Ahmed Şara hükümeti, Suriye içindeki, topraklarında ilerleyen ve halkını katleden Yahudi ordusuna karşı koymaya yönelik her türlü hareketi engelliyor.
İran, Yahudi varlığı kendisine ezici bir saldırı düzenledikten sonra ancak onunla savaşmıştır; bunun öncesinde sözler ve açıklamalarla mücadele ederken Yahudi varlığı ise İran’ın bilim adamlarını öldürüyor ve yetkililerine suikastlar düzenliyordu; nitekim Yahudi varlığının, İran ile savaştığı ve özel kuvvetlerinin, İran'ın kuzeyinde uçağı düşebilecek herhangi bir Yahudi pilotu kurtarmak amacıyla Müslüman Azerbaycan'da konuşlandığına dair haberler yayılmıştır. Yine Birleşik Arap Emirlikleri’nin, Yahudi varlığı ve ABD ile birlikte İran’ın içindeki bombardımanlara katıldığı, dahası Ürdün ile birlikte Yahudi varlığına yönelen İran füzelerine karşı koyduğu yönünde de haberler yayılmıştır. Irak’ta ise Yahudi varlığı, savaş sırasında askeri üsler kurmuştur; dolayısıyla Müslümanların durumu, Kur’an'ın Müslümanlara yönelik mücahit bir ümmet tanımlanmasına aykırıdır.
Bu dengelerin altüst olması durumu, Allah’ın emirlerine isyan eden bu yöneticiler olmasaydı asla gerçekleşmezdi ve ümmet de buna sessiz kalmasaydı asla devam edemezdi; dolayısıyla bu, ümmetin üzerinde tedebbür etmesi ve İslam’ın vacip kıldığı şeyleri yapması gereken büyük bir sorumluluktur; eğer bu olursa, bu yöneticiler bir anda devrilecekler, ardından ümmet, Yahudilerin varlığına geri dönüşü olmayacak bir şekilde son verecektir.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Bilal Et-Temimi