Logo
Bu sayfayı yazdır
Mekke Savunma İttifakı İstanbul’da Toplanırken Haçlı-Siyonist Saldırganlık Devam Ediyor!

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Mekke Savunma İttifakı İstanbul’da Toplanırken Haçlı-Siyonist Saldırganlık Devam Ediyor!

Haber:

“Mekke Ortak Savunma Anlaşması” ortakları Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin Dışişleri ve Savunma Bakanları ile Genelkurmay Başkanları İstanbul’da toplandı. Toplantıda konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile bölgede giderek daha büyük bir istikrarın oluşacağını belirterek, "Bölgemizde yeni bir güvenlik ve iş birliği mimarisinin test edilmesi süreci başlamıştır." dedi. (02.09.2026 Ajanslar)

Yorum:

Bilindiği gibi Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan liderleri, 7 Ağustos Cuma günü Mekke’de bir araya gelerek üç ülkeyi kapsayan ortak bir savunma anlaşması imzaladılar. Üç ülkenin ilgili resmî kurumları tarafından yapılan açıklamada, anlaşmanın her türlü kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçladığı ve üç devletten birine yönelik saldırının hepsine yapılmış sayılacağının hükme bağlandığı vurgulandı.

Burada dikkat çeken husus, anlaşmanın Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin gündemde olmayan daveti üzerine Pakistan ve Türkiye yönetimlerinin Riyad ziyareti kapsamında gerçekleşmesidir. Ancak anlaşmanın Riyad’da değil de Mekke’de imzalanacağının aynı gün duyurulması; üç ülkenin de anlaşma için bir plan ve hazırlık yapmadıklarını, toplantıya alelacele katıldıklarını açığa çıkarmıştır. Bu da anlaşmanın arkasında haricî bir elin olduğunu, ittifakın o elin teşvikiyle kurulduğunu göstermiştir. O kirli elin, İslam coğrafyasında ifsat ve sömürgecilik savaşı yürüten Amerika Birleşik Devletleri olduğuna hiç şüphe yoktur. Nitekim ABD’nin küstah başkanı Trump, "Orta Doğu’yu bir araya getiren son derece cesur ve önemli bir adım" sözleriyle anlaşmayı övmüş ve yaşadığı memnuniyeti dile getirmiştir. Aynı şekilde ABD’deki bazı Cumhuriyetçi senatörler de Mekke İttifakı'nı ABD Başkanının bir başarısı olarak nitelendirmiştir.

Gerçekten de öyledir. Zira gerek anlaşmanın kuruluş süreci, gerek içeriği ve hedefleri, gerekse İstanbul’da gerçekleşen ilk toplantıda yapılan açıklamalar; Mekke İttifakı’nın Amerika’nın Orta Doğu stratejisi ve hâlihazırda devam eden İran savaşı kapsamında kurulduğunu doğrulamaktadır.

Özellikle Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın dış politikada tamamen Amerika’nın yörüngesinde hareket ettiği siyasi bir hakikattir. Türkiye, bir NATO üyesi olarak ABD’nin doğal ve sadık bir müttefikidir. Orta Doğu, Kafkasya, Avrupa, Orta Asya ve Afrika’nın çeşitli bölgelerinde ABD’ye alan açmak veya nüfuzunu korumak için bazen arabulucu statüsünde, bazen de terörle mücadele bahanesiyle askerî gücüyle ona hizmet etmektedir. Azerbaycan-Ermenistan anlaşması, Suriye’de İslami devrimin rotasından saptırılarak ülkenin Amerika’nın kontrolüne verilmesi, Libya’da Avrupa yanlısı Ulusal Birlik Hükümetinin Amerikan ajanı Hafter lehine dönüştürülmesi, Ukrayna’ya Rusya karşısında askerî araç ve mühimmat yardımı yapılması, Gazze soykırımında Yahudi varlığının açık ve örtülü şekilde desteklenmesi, Hamas’ın silah bırakmaya zorlanması vb. adımlar bu iş birliğinin en somut kanıtıdır.

Pakistan’ın Afganistan’a karşı yaptığı saldırı ve baskılar aynı minvalde olup Genelkurmay Başkanı Asım Münir, İran savaşında adeta Trump’ın müzakere elçisi gibi hareket etmektedir. Suudi Arabistan ise halkın açlık, ölüm ve sefalete mahkûm olması pahasına Yemen’de ABD’ye nüfuz sağlamak için vekâlet savaşı veren, ümmetin servetlerinden elde edilen geliri ABD’ye haraç olarak sunacak kadar uşaklığa batmış bir rejimdir. Dolayısıyla bu ülkelerden Müslümanların maslahatı adına bir şey beklemek hayalden başka bir şey değildir.

İstanbul’daki ilk toplantıda yaşananlara gelince; Bakan Fidan, "Bugün itibarıyla anlaşmayla öngörülen kurumsal yapının oluşturulması için çalışmalarımıza da başlamış olduk. Her şeyden önce, ittifakımızın resmî adı üzerinde mutabık kaldık. İttifakımızın resmî adı Mekke Savunma İttifakı." açıklamasını yaptı. Bu sözler; ittifakın dışarıdan bir talimatla kurulduğunu ve hızlıca kurumsallaşmak için yeni görevlerin dağıtıldığını net bir şekilde göstermektedir. İttifakın savunma temelli olduğunun ve diğer bölge ülkelerine kapısının açık olduğunun belirtilmesi ise haydut Yahudi varlığına güvence vermektedir. O da bu güvence ile Gazze, Batı Şeria ve Filistin’in tamamında zulüm ve bozgunculuğunu sürdürmektedir.

Kesin olan şu ki, bu ittifak birbirlerini değil, Amerika’nın sömürgeci çıkarlarını korumak için var edilmiştir. ABD; büyük bir kibirle giriştiği fakat kısa sürede batağa saplanarak zayıflığını açığa çıkaran İran savaşından kurtulmak ve üç ülkenin baskısıyla İran’ı tam teslimiyete zorlamak için böyle bir girişimde bulunmuştur. Daha sonra bu ittifak; Yahudi varlığını himaye etmek, Çin’i kuşatmak ve en önemlisi potansiyel İslami uyanış hareketlerini bastırmak için kullanılacaktır. Dolayısıyla Hakan Fidan’ın İstanbul’dan Netanyahu’ya esip gürlemesi, ancak zillet ve ihaneti perdelemek içindir. Samimi olsaydı, Yahudi varlığının Suriye’de Türkiye’ye yönelik yaptığı saldırıya ortaklarıyla birlikte cevap verirdi.

Bu noktada biz Müslümanlara düşen görev; sömürgeci kâfir güdümlü içi boş birlikteliklere karşı uyanık olmak ve Allah’ın şeriatı ışığında İslam ümmetinin fikrî, siyasi, askerî ve ekonomik birliğini sağlayacak, böylece ilk ve son kıblemizi zulüm ve esaretten kurtaracak yegâne unsur olan Râşidî Hilafet'in kurulması için çalışmaktır.

وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوٰىۖ وَلَا تَعَاوَنُوا عَلَى الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِۖ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ

"İyilik ve takva üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir." (Mâide 2)

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Muhammed Emin Yıldırım

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.