حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Mübarek Toprak (Filistin)
Medya Bürosu
| No: FL-BA-2026-MB-TR-05 |
H. 13 Şevvâl 1447 M. Salı, 31 Mart 2026 |
Darağaçları Kurulan Esirlerin Yardımına Kim Yetişecek?
Yahudi varlığı (Knesset’i), 30 Mart 2026 Pazartesi günü Filistinli esirlerin idam edilmesini öngören bir yasayı onayladı. Ardından mücrim Itamar Ben-Gvir ve yandaşları, bu yasayı kutlamak için içki kadehleri tokuşturarak büyük bir sevinç gösterisinde bulundular.
Bu yasa; esirlerin mücrim varlığın zindanlarında işkence, açlık, soğuk ve tıbbi tedaviden mahrumiyet gibi envaiçeşit çile çektiği, o zindanlara girenin adı kayıp, çıkanın ise yeniden doğmuş sayıldığı bir döneme denk gelmiştir.
Mücrim varlığın cürümleri Gazze’de, Batı Şeria’da, Lübnan’da, Suriye’de ve diğer yerlerde ufku kaplamıştır. Buna ek olarak, bir ayı aşkın süredir Mescid-i Aksa’yı ibadete kapatmış ve müminlerin oraya ulaşmasını engellemiştir. Böylece Mescidi Aksa da esir düşmüş; Yahudi varlığının aşırılık yanlılarının gece gündüz açıkça ifade ettikleri gibi yıkım ve idam kararıyla tehdit edilen bir esir haline gelmiştir. İşte böylece esirler ve İsra mekânı (Mescid-i Aksa), iman edenlere en şiddetli düşmanlık besleyenlerin eline geçmiştir!
Ne bir kınama ve lanetleme bildirisi, ne de Mescidi Aksa yıkılmadan veya esirler idam edilmeden önce halkı sokağa çağıran bir alimin feryadı esirleri ve Aksa’yı kurtarabilir. Zira asıl cürüm, idam kararıyla başlamamıştır! Asıl cürüm Filistinli bir Müslümanın elinin kolunun bağlanmasına izin verildiği ve İslam Ümmeti’nin ordularının bu esiri kurtarmak için harekete geçmediği gün başlamıştır.
Asıl cürüm, mücrimlerin Mescid-i Aksa’yı yıkmakla tehdit ettikleri veya Allah’ın kullarını Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in İsra mekânına girmekten menettikleri gün de başlamamıştır. Bilakis asıl cürüm bu ucube varlığın onu işgal ettiği ve prangalarını onun surlarına vurduğu gün başlamıştır. Ajan rejimlerin genel olarak Filistin’i, özel olarak da onun incisi Mescid-i Aksa’yı Yahudi varlığına teslim etmek için komplo kurdukları, Filistin’i işgal eden, canları katleden, kadın-erkek demeden esir alan ve Gazze halkının kanında yüzen o ucube varlıkla barış çağrıları yaptıkları gün başlamıştır.
Yahudi varlığı ve onun büyük mücrimleri (elebaşları), Mescid-i Aksa’yı işgal edemeyecek kadar küçük ve önemsizdirler. Zira Allah Subhânehu ve Teâlâ onlar hakkında şöyle buyurmuştur:
وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ وَالْمَسْكَنَةُ “Onların üzerine zillet ve meskenet (yoksulluk/eziklik) damgası vuruldu.” [Bakara 61]
لَنْ يَضُرُّوكُمْ إِلَّا أَذًى وَإِنْ يُقَاتِلُوكُمْ يُوَلُّوكُمُ الْأَدْبَارَ ثُمَّ لَا يُنْصَرُونَ “Onlar incitmekten başka size bir zarar veremezler. Sizinle savaşa koyulurlarsa, geri dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.” [Ali İmran 111]
وَلَتَجِدَنَّهُمْ أَحْرَصَ النَّاسِ عَلَى حَيَاةٍ “Andolsun ki sen onları, insanların hayata en düşkünü olarak bulursun.” [Bakara 96]
Şüphesiz Allah doğru söylemiştir. Ümmetin ordularıyla veya o orduların bir kısmıyla, günün bir saatinde Filistin’i denizden nehre kadar kurtaramayacağını ve İsra mekânını Yahudilerin pisliğinden temizleyemeyeceğini söyleyenler kuşkusuz yalan söylemiştir.
Esirleri kurtarmak İslam Ümmeti ve orduları üzerine farzdır, kendileri için darağaçları kurulan esirleri ölümden kurtarmak çok daha büyük farzdır. Mübarek toprağın işgal edilmesine sessiz kalınması bir suçtur, Mescid-i Aksa’nın kapatılmasına ve yıkım tehditlerine sessiz kalınması ise çok daha büyük bir suçtur. Filistin’i kurtarmaktan geri durmak büyük bir günahtır; Filistin halkının oluk oluk kanı akıtılırken, Mescidi Aksa kapatılıp yıkımına zemin hazırlanırken Filistin’in kurtarılmasından geri durmak büyük günahların anasıdır.
Tıpkı dün olduğu gibi bugün de İslam Ümmeti’nin görevi, kınamak ve lanetlemek değildir; bilakis ordularını iman hararetiyle ateşlemek, Allah yolunda cihat meşalesini yakmak ve yöneticilerinin tahtlarını devirmek için harekete geçmektir. Özgürleştirmek üzere tekbirlerle Mescid-i Aksa’ya doğru yönelmektir.
وَلِيَدْخُلُوا الْمَسْجِدَ كَمَا دَخَلُوهُ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَلِيُتَبِّرُوا مَا عَلَوْا تَتْبِيراً “İlk defa girdikleri gibi yine Mescid’e girsinler ve ele geçirdikleri her şeyi darmadağın etsinler.” [İsra 7]
Bu farzın dışındaki her türlü hareket; Allah’a, Rasûlü’ne, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem ’in İsra mekânına, Filistin halkı ve esirlerinin kanına ihanettir. Şüphesiz biz Allah’a aitiz ve O’na döneceğiz.
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Mübarek Toprak (Filistin) Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi Telefon: 0598819100 www.pal-tahrir.info |
E-Mail: info@pal-tahrir.info |



