Perşembe, 25 Zilhicce 1447 | 2026/06/11
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi

No: HT-BA-2026-MB-TR-21 H. 16 Zilhicce 1447
M. Salı, 02 Haziran 2026

Trump, Müslümanların Başındaki Yöneticilerden Zorunlu Olarak Abraham Anlaşmaları’na Katılmalarını İstiyor! Aralarında Ona Cizye Ödetecek Tek Bir Adam Bile Yok!

Amerikan Başkanı Trump; Suudi Arabistan, BAE, Katar, Pakistan, Türkiye, Mısır, Bahreyn ve Ürdün liderleriyle yaptığı telefon görüşmelerinde Abraham Anlaşması’na katılım konusunu ele aldığını duyurdu. Trump, “Bir barış anlaşmasına varmak için ABD’nin sarf ettiği tüm çabalar göz önüne alındığında, Abraham Anlaşması’na katılımın zorunlu olması gerektiğini.” ifade etti.

Müslümanların başındaki yöneticilerin bu açıklamalara verdikleri tepkiler ise tek kelimeyle yüz kızartıcıdır. Suudi Arabistan, “Filistin devletinin kurulmasına yönelik geri dönüşü olmayan bir yolun bulunması” gerektiği şartını ileri sürdü. Türkiye Dışişleri Bakanı ise; Pakistan’dan Körfez’e kadar uzanan, Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve birçok Körfez ülkesini kapsayan, İran’ın da ileride dahil olabileceği bir bölgesel güvenlik mimarisine dair Türkiye’nin vizyonunu açıkladı. Ayrıca, 1967 sınırlarında bir Filistin devletini tanıması halinde Yahudi varlığının da bu ittifaka katılabileceğini ifade etti. Türkiye’nin Abraham Anlaşmaları’na katılımını ise Filistinlilerin öldürülmesinin durdurulması ve Gazze halkının gıda, barınma, ilaç ve suya erişimine getirilen kısıtlamaların kaldırılması şartına bağladı... Ayrıca iki devletli çözümün herhangi bir uzlaşının temeli olması gerektiğini vurguladı. Diğer yöneticiler ise tek kelime bile etmedi. Kaldı ki bu ucube anlaşmaları halihazırda imzalamış olanlar da zaten ortadadır: BAE, Bahreyn, Fas, Sudan ve Kazakistan.

Müslüman yöneticilerin tüm tutumları utanç vericidir. İster hemen imza atanlar, ister şart koşanlar, ister gizlice imzalayanlar, isterse henüz imzalamayıp mezar sessizliğine bürünenler olsun; hepsi aynıdır. Çünkü bu anlaşmaların özü, Yahudi varlığını Müslüman topraklarında meşru kabul etmek, gasp ettiği topraklara meşruiyet kazandırmak, onunla ilişkileri normalleştirmek ve sözde dinler arası diyaloğu yaymaktır.

Filistin meselesinin tek meşru çözümü; Filistin’in kurtarılması ve bu sahte Yahudi varlığının ortadan kaldırılmasıdır. Müslümanlar bunun dışında hiçbir çözümü kabul etmezler. Tüm yöneticiler bu anlaşmaları imzalasa ve Yahudi varlığıyla normalleşse bile, ümmet ayağa kalktığında onların sonu gelecektir. Ümmet onları çekirdeğin atılması gibi atacak, Hilafetini kuracak, Rabb’inin şeriatıyla hükmedecek, gasp edilmiş Müslüman topraklarını kurtaracak ve İslam’ı bütün insanlığa hidayet, nur ve adalet mesajı olarak taşıyacaktır. O zaman Trump ve benzerlerine de Hilafet Devleti’ne cizye ödemek zorunda kalacakları bir düzen dayatılacaktır.

Dinler arası diyalog meselesine gelince; Müslümanlar tarih boyunca insanları “ortak bir söz” temelinde diyaloğa çağırmada öncü olmuşlardır:

قُلْ يَا أَهْلَ الْكِتَابِ تَعَالَوْا إِلَى كَلِمَةٍ سَوَاءٍ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ أَلَّا نَعْبُدَ إِلَّا اللهَ وَلَا نُشْرِكَ بِهِ شَيْئاً وَلَا يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضاً أَرْبَاباً مِنْ دُونِ اللهِ فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُولُوا اشْهَدُوا بِأَنَّا مُسْلِمُونَ “De ki: “Ey Kitap ehli! Ancak Allah’a kulluk etmek, O’na bir şeyi eş koşmamak, Allah’ı bırakıp birbirimizi Rab olarak benimsememek üzere, bizimle sizin aranızda müşterek bir söze gelin”. Eğer yüz çevirirlerse: “Bizim Müslüman olduğumuza şahit olun” deyin.” [Ali İmran 64] Müslümanlar, insanları Allah Subhânehu ve Teâlâ ’nın indirdiği hak dine davet etmek için fikri ve siyasi bir mücadele yürütmüşlerdir:

هُوَ الَّذِي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدَى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ “O, kendisine ortak koşanlar hoşlanmasa da, dinini bütün dinlere üstün kılmak için Rasûlünü hidayet ve hak din ile gönderendir.” [Saff 9] İbrahim Aleyhisselam ise onların isnat ettiği bu anlaşmalardan tamamen beridir:

مَا كَانَ إِبْرَاهِيمُ يَهُودِيّاً وَلَا نَصْرَانِيّاً وَلَكِنْ كَانَ حَنِيفاً مُّسْلِماً وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ “İbrahim, yahudi de, hıristiyan da değildi, ama doğruya yönelen bir müslimdi; ortak koşanlardan değildi.” [Ali İmran 67] Hiç şüphe yok ki onlar, İbrahim (a.s)’ın ismini kullanarak batıla hak libası giydirmek ve insanları saptırmak istemektedirler.

Eğer bu yöneticilerin içinde aklı başında bir adam olsaydı, Trump’ın bu açıklamalarına ve eylemlerine bir son verirlerdi. Onun kendi adlarına konuşmasına izin vermez, elini Müslüman beldelerinden çekmesi için onu haddine bildirirlerdi. Müstebit Trump’ın; Yahudi varlığının doğal bir parçası olduğu “Yeni Orta Doğu” hayallerini gerçekleştirmek, bu sayede Amerika’nın Müslümanların servetlerini, petrolünü, gazını, denizlerini ve semalarını kontrol etmesini sağlamak için onun zelil uşakları haline gelmezlerdi!

Trump’ı susturmaya, onun küstahlığına ve kibrine son vermeye muktedir olan ancak ve ancak Allah’ın izniyle yakında kurulacak olan Nübüvvet Metodu üzere Raşidi Hilafet Devleti’dir. Müslümanlar artık kararlarını vermeli, yöneticilerini devirmek için acele etmeli ve başlarına kendilerini Allah’ın Kitabı ve Rasûlü SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in sünnetiyle yönetecek tek bir Halife nasbetmelidirler. İşte Hizb-ut Tahrir, halkına asla yalan söylemeyen bir lider olarak Hilafet sancağını taşımaktadır. Haydi onunla birlikte çalışmak ve ona nusret vermek için acele edin!

 

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
el-Mezra’a, P.K. 5010-14, Kolombiya Merkezi B Blok Kat:2, Beyrut/Lübnan
Telefon: TEL: 0096 113 07 59 4 / GSM: 0096 171 72 40 43
www.muslimworld.today
E-Mail: media [@] muslimworld.today

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER