Çarşamba, 20 Rebiu’l Evvel 1448 | 2026/09/02
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Suriye Vilâyeti
Medya Bürosu

No: SR–BA–2026–MB–TR–13 H. 11 Rabi-ul Evve 1448
M. Pazartesi, 24 Ağustos 2026

Yahudilerle Yapılan Görüşme ve Temaslar Büyük Bir Suçtur; Gerekçesi Ne Olursa Olsun Şam Halkının Hedeflerine Karşı Bir Darbedir

Axios haber sitesi, Pazar günü Ürdün’de Suriye Dışişleri Bakanı Esed eş-Şeybani ile Yahudi varlığının istihbarat teşkilatı MOSSAD’ın başkanı Roman Gofman arasında, Yahudi varlığının son hava saldırılarının ardından gerilimi düşürme yollarını görüşmek üzere üst düzey bir toplantı yapıldığını bildirdi.

Yahudi varlığı, Türkiye’nin askeri yığınağını engelleme niyetini öne sürerek İdlib kırsalındaki Ebu ez-Zuhur askeri havaalanının pistlerini ve hangarlarını hedef alan çok sayıda hava saldırısı düzenlemişti. Şam ve Ankara ise bu iddiayı yalanlayarak bölgede kalıcı herhangi bir Türk personeli ya da askeri üssünün bulunmadığını teyit etmişti.

Eş-Şeybani, Reuters ve Axios’a yaptığı açıklamada; Şam’ın gerilimi düşürmek, saldırıların durdurulması ve son zamanlarda işgal edilen topraklardan çekilme şartına bağlı bir güvenlik anlaşmasına varmak için müzakereleri yeniden başlatmayı sabırsızlıkla beklediğini duyurmuştu. Yahudi varlığındaki güvenlik mekanizması ise tampon bölgeler oluşturulması, silahların bırakılması ve Türkiye’nin herhangi bir askeri varlığının bulunmaması konusunda ısrar etmektedir.

Yahudilerin karadan ve havadan ülkeyi istedikleri gibi hedef aldığı, Gazze’de halkımıza karşı katliam üstüne katliam gerçekleştirdiği böylesine kritik bir anda, “gerilimi kontrol altına alma” ve “güvenlik düzenlemeleri” bahanesiyle Suriye Dışişleri Bakanı ile MOSSAD Başkanı arasında görüşmeler yapılması, büyük bir suç ve çarpıcı bir siyasi düşüştür! Bu, ajanlığın ve işbirlikçiliğin çukuruna doğru atılmış tehlikeli bir adımdır; egemenlikten, onurdan, topraktan ve mukaddesattan taviz verileceğinin habercisidir.

Hizb-ut Tahrir / Suriye Vilayeti Medya Bürosu olarak biz aşağıdaki hususları vurguluyoruz:

Birincisi: Topraklarımızı gasp eden ve bize karşı küstahlığını sürdüren bir düşmanla normalleşme görüşmeleri yapmak, gerekçesi ne olursa olsun kabul edilemez ve meşrulaştırılamaz büyük bir suçtur. Saldırıların ardından müzakerelere koşmak, suçluya işlediği suçtan dolayı ödüllendirmekten başka bir şey değildir.

İkincisi: Ahitleri bozmalarıyla tanınan Yahudilere peş peşe tavizler vermek ve bu yolda yürümek, ezeli bir düşman karşısında atılan tehlikeli bir adımdır. Ne kadar taviz verirsek verelim durumumuz Oslo Yönetimi’nden daha iyi olmayacaktır. Bu varlıkla yapılacak müzakereler ne toprağımızı kurtaracak, ne bize güvenlik sağlayacak ne de onurumuzu koruyacaktır. Bilakis bu yol, düşmana bağımlılığın dayatıldığı, iradenin gasp edildiği bir yoldur. Özellikle bugün dayatılan şartlar, bizi şantaj altında tutmayı ve güç unsurlarımızdan arındırmayı amaçlayan kabul edilemez bir güvenlik vesayetinden başka bir şey değildir.

Üçüncüsü: Dün cürüm ve ihanet sayılan bir şey, bugün siyasi deha sayılamaz; hiçbir koşul ve gerekçe altında meşrulaştırılamaz.

Sabiteler, sebeplerin ve gerekçelerin değişmesiyle değişmez. Amerika’nın ve onun gayrimeşru çocuğu Yahudi varlığının rızasını kazanmaya çalışmanın ve onların diktelerine boyun eğmenin güvenlik veya istikrar getireceğini sanan kimse, büyük bir yanılgı içindedir, bir serabın peşinden koşmaktadır. Bugün yaşananlar, bu pervasız politikaların acı meyvelerinden başka bir şey değildir.

Şam halkı; başlarındaki kişilerin Amerika’nın talimatlarına boyun eğdiğini, Yahudilerle temas kurup onlarla buluştuğunu görmek için devrim yapmamış, milyonlarca şehit, kayıp ve mülteci vermemiştir. Bilakis her şeyden önce Rablerini razı etmek ve İslam’ın hükmü altında izzetli ve onurlu bir yaşam sürmek için kıyama kalkmıştır.

Bugün hepimize düşen görev, bu büyük münkerden ve bu büyük suçtan tam anlamıyla beraat ettiğimizi ilan etmek ve Yahudilerle yapılacak her türlü güvenlik veya siyasi anlaşmanın geçersiz olduğunu, bizi temsil etmediğini ve bunları asla kabul etmeyeceğimizi açıkça haykırmaktır.

Biz bu ümmetin başı ne ile düzelmişse, sonunun da ancak onunla düzeleceğine inanıyoruz. Ümmet, Nübüvvet Minhacı üzere ikinci Raşidi Hilafet’in gölgesinde İslam ile hükmetmekle ancak düzelebilir. Hilafet, egemenliği şeriata verecek, otoriteyi ümmete iade edecek ve suçluların ve boyun eğenlerin dönemine son verecektir.

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Suriye Vilâyeti
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
Telefon: +8821644446132 Skype: TahrirSyria
www.tahrir-syria.info
E-Mail: media@tahrir-syria.info

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER