Pazar, 24 Rebiu’l Evvel 1448 | 2026/09/06
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi Kadın Kolları

No: HT–BA–2026–MO–TR–28 H. 20 Rabi-ul Evve 1448
M. Çarşamba, 02 Eylül 2026

“Pasaportsuz Rüzgâr” Güneydoğu Asya’daki Hava Kirliliği Felaketinin Nedeni mi?!

Hava kirliliği felaketi Güneydoğu Asya genelinde büyük bir öfkeye yol açtı. Öyle ki, Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) bunu bölgesel bir güvenlik meselesi olarak sınıflandırdı. Eski bir Cakarta valisinin, orman yangınlarından kaynaklanan dumanın rüzgârla nasıl taşındığına atıfta bulunarak söylediği; “Rüzgârın kimlik kartı yoktur” sözü aniden yeniden gündeme geldi.

Endonezya ormanlarında yanan yüz binlerce hektarlık alandan yoğun duman yükselmektedir. Endonezya Ulusal Afet Yönetim Ajansı, yangınların toplam alanının 72.798 hektara ulaştığını kaydetti. En fazla zarar gören bölge ise 38.310 hektarla Batı Kalimantan olmuştur Duman, Endonezya’nın idari sınırlarında durmayıp, rüzgârlar tarafından Malezya’nın Saravak bölgesine kadar taşınmaktadır. Serian’da hava kirliliği indeksi 195’e, Tebedu’da ise 200’e ulaşmıştır. Sri Aman’daki 108 okul geçici olarak kapatılmıştır. Saravak genelinde ise 10 ilçedeki 591 okul kapatılmış ve yaklaşık 197 bin öğrenci bu durumdan etkilenmiştir. Kapanmaların Penang’a kadar uzanması ihtimali bulunmaktadır. Endonezya’da ise hava kirliliği ve orman yangınlarının etkisi oldukça ağır. 37 il ve şehirde yaklaşık 3 milyon kişinin dumandan doğrudan etkilendiği tahmin ediliyor. Bazı bölgelerde akut solunum yolu hastalıklarında %78’e varan artış kaydedilmiştir. En fazla risk altında bulunan gruplar ise çocuklar, bebekler, hamile kadınlar ve yaşlılardır.

Bu aşamada sebebin El Niño gibi doğal bir fenomenden mi yoksa insan elinden mi kaynaklandığını tartışmaya artık gerek kalmamıştır. Asıl tartışma; yasaların uygulanmasındaki taraflılık ve dev şirketlerin işlediği suçlar etrafında dönmektedir. Bu durum şu hususlarda açıkça görülmektedir:

1- 2000’lerin başından bu yana verilen devasa imtiyaz ruhsatları, şirketlerin turbalık (peatland) alanları kurutmak için dev kanallar inşa etmesine yol açmış, bu da bu turbalıkları alt katmanlarına kadar aşırı derecede yanıcı hale getirmiştir.

2- Endonezya Çevre Forumu (WALHI) ve bir dizi sivil toplum kuruluşu, özellikle çoğu özel ve hatta yabancı olan palmiye yağı ve madencilik şirketlerinin imtiyaz sahaları içinde onlarca sıcak noktanın bulunduğuna dikkat çekmektedir.

3- Yasaların ezilen kesimlere karşı acımasızca uygulanması -küçük çiftçiler adli kovuşturmalarla karşı karşıya kalırken, turba topraklarını mahveden dev şirketlerin ruhsatlarının iptal edilmemesi- apaçık bir zulüm ve hukukun taraflı uygulandığının kanıtıdır.

Endonezyalı olmak veya Endonezya vatandaşlığı taşımak; laik yasaların seçici bir şekilde uygulanması ve oligarşiyi zenginleştirip halkı yoksullaştıran orman sömürüsü yoluyla gerçekleştirilen ekonomik sömürgeciliğe alışmak anlamına gelmektedir. Endonezya Çevre Forumu (WALHI) verilerine göre 142 kadar şirketin orman yangınlarına karıştığından şüpheleniliyor; Örgüt ayrıca, başta madencilik ve nikel sektörleri olmak üzere yabancı şirketlerin de bu faaliyetlere dâhil olduğuna dikkat çekmiştir. İşte tam da bu noktada “Rüzgârın kimlik kartı olmaz” sözü derin ve düşündürücü bir anlam kazanmaktadır. Çünkü rüzgârın hiçbir kimliği yoktur; ne pasaportları tanır, ne eyalet sınırlarını ne de idari hatları, sınır çitlerinden hiç bahsetmiyoruz bile.

Bu felaketler zincirinin ortasında duman ve rüzgâr, Allah Subhânehu ve Teâlâ’dan Endonezya ve Malezya’daki Müslümanlara, bizi birbirimizden ayıran engelleri sorgulamaya ve kimliğimizin köklerini yeniden gözden geçirmeye teşvik eden bir işaret olabilir. Pasaport da kimlik de tanımayan bu şiddetli rüzgarlar, bizi aidiyetlerimizin özünü yeniden değerlendirmeye davet etmektedir: Sessizliği seçip mağdur rolünü oynamaya devam mı edeceğiz, yoksa mevcut durumu eleştirip ülkelerimizi yönetmek için yeni alternatifler mi arayacağız?

Bu an, Hilafet kavramını yeniden değerlendirmek için doğru andır. Zira yönetim sistemi Hilafet; şirketlerin veya yabancı unsurların ormanlarımızı sömürmesini engelleyecek, Müslümanların beldelerindeki ormanları bölerek kapitalist güçlerin yağmasına açık hale getiren o yapay sınırları ortadan kaldıracaktır. Hilafet, sadece mutlak adalet olan Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın şeriatına dayanacaktır.

وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ لاَ تُفْسِدُواْ فِي الأَرْضِ قَالُواْ إِنَّمَا نَحْنُ مُصْلِحُونَ * أَلا إِنَّهُمْ هُمُ الْمُفْسِدُونَ وَلَكِن لاَّ يَشْعُرُونَ “Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.” [Bakara 11-12]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi Kadın Kolları
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
el-Mezra’a, P.K. 5010-14, Kolombiya Merkezi B Blok Kat:2, Beyrut/Lübnan
Telefon: TEL: 0096 113 07 59 4 / GSM: 0096 171 72 40 43
www.muslimworld.today
E-Mail: media [@] muslimworld.today

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER