حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Mübarek Toprak (Filistin)
Medya Bürosu
| No: FL–BA–2026–MB–TR–12 |
H. 16 Safer 1448 M. Perşembe, 30 Temmuz 2026 |
El-Halil Valisi İsyanıyla Allah’a Meydan Okuyor ve Fütursuzca Konuşuyor!
Halil halkının, El-Hüseyin Stadyumu’nda belediye meclisinin düzenlediği kadın-erkek karma etkinliği ve işlenen büyük günahı reddetmek üzere Temîm Ailesi Divanı’nda onurlu bir duruş sergilemesi üzerine Halil Valisi Halid Dûdîn, Allah’a karşı büyük bir cüret ve Halil’in köklü İslami değerlerine meydan okuma anlamı taşıyan şu sözleri sarf etti. “Kimse gelip bize karma etkinlik serbesttir veya yasaktır diyemez.” Bu sözleriyle vali, insanların iyiliği emredip kötülükten sakındırmasını istemediğini açıkça ortaya koyuyor. Aksine karma ortamı ve ahlaksızlığı himaye etmek, insanların fesat ve yozlaşma hakkında konuşmasını bile engellemek istiyor. Vali bu sözleriyle, İslam’ın hükümlerine karşı açıkça savaş ilan ediyor. Yetmezmiş gibi, insanların bu kötülüğü reddetmesini ve işlenen suça engel olmasını da yasaklamak istiyor. Ülkeyi, ahlakı ve iffeti bozmak, rezaletle arasındaki engelleri yıkmak ve sonra da insanların buna tek bir söz bile etmemesini istiyor!
Ardından bu ahmak, sözlerine şöyle devam ediyor: “Kimse Halil halkının ahlakına ve şerefine dil uzatamaz.” Böylece vali, kadın-erkek karışıklığını reddetmeyi ve buna engel olmayı Halil halkının şerefine saldırı olarak görüyor! Demek ki onun anlayışına göre şeref; kadınlarla erkeklerin iç içe olması, birlikte eğlenmesi ve kaynaşmasıdır. Oysa bu şereften nasibini almamış kimselerin şeref anlayışı, ahlaktan yoksun insanların ahlakıdır. Karma ortamdan sakındıran biri nasıl olur da kendi ailesinin, aşiretinin ve ülkesinin evlatlarının şerefine dil uzatmış olabilir? Karma ortama ve tesettürsüzlüğe çağıran kimse mi şerefi koruyan kimsedir? Ne var ki bu, Filistin Yönetimi’nin ve onun mensuplarının alışılmış tavrıdır. Onlar ülkeye ve halka ihanet ettikten sonra, kendilerini hesaba çekenleri işgalin gündemine hizmet etmekle suçlamaktadırlar.
Sonra bu ahmak yine ısrarla şöyle diyor: “Biz kutlamalar yapacağız, yaşayacağız... El-Hüseyin Stadyumu’na gideceğiz ve her yerde olacağız.” Böylece vali, işlediği suçu gizleme gereği bile duymadan, herkesin gözü önünde Allah’a isyan ederek meydan okuyor. Toplumda bozgunculuğu ve fıskı yaymak istiyor. Adeta Filistinli kızların şort giymesini isteyen Cibrîl Recûb ile yarışıyor. Onun “Yaşamak istiyoruz” sözüne gelince; bu ifadenin dili ve hâli şunu söylemektedir: Filistin Yönetimi’nin adamları ve fasıkları, Filistin halkının yaraları üzerinde dans etmek, hatta Filistin halkını kendi acıları üzerinde dans etmeye zorlamak istiyor. Üstelik nasıl bir dans? Allah’a isyan içinde, namusu ve iffeti çiğneyen bir dans... Şehitler her gün toprağa düşerken kutlama yapmak istiyor. Evler her gün yıkılırken eğlenmek istiyor. Gazze ve Batı Şeria sabah akşam ateş altında yanarken festivaller düzenlemek istiyor.
Daha sonra sözlerini çok daha şiddetli ve iğrenç bir noktaya taşıyarak şöyle diyor: “Eğer kadın-erkek karışıklığı haram olsaydı, Allah bunu Kâbe’nin avlusunda da yasaklardı.” Vali bu fikri, sosyal medyada Allah’ın ayetleriyle alay eden ve Kabe yakınındaki durumu en büyük “karma” örneği olarak gösteren bir yorumcudan kapmıştır. Vali, Allah için öfkelenmek yerine, bu sapkınlıkta teselli bulmuş, Allah’ın ayetlerini bir oyun ve eğlence aracı haline getirmiştir. Ağızlarından çıkan bu söz ne kadar da büyüktür! Allah’ın kutsallıklarının yüceltildiği; Allah’ın erkeklerle kadınların bir arada bulunmasına izin verdiği, fakat namazda saflarını ayırdığı Beytullah’ı, bir futbol kutlaması veya eğlence programındaki karma ortamla nasıl bir tutabilirsiniz? Yoksa karma ortamlara ve eğlencelere meftun olan bu beyinsiz vali, faizi helal sayanların;
إِنَّمَاالْبَيْعُمِثْلُالرِّبَا “Alışveriş de faiz gibidir” [Bakara 275] dedikleri gibi mi demek istiyor?
وَأَحَلَّ اللَّهُ الْبَيْعَ وَحَرَّمَ الرِّبَا “Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kıldı.” [Bakara 275] Allah’ın dinine karşı bundan daha büyük bir cüret olabilir mi? Allah’ın gazabının ve elem verici azabının, kendisine ve işlediği suçları destekleyenlere isabet etmeyeceğinden nasıl emin olabiliyor?
Filistin yönetimi, yandaşları, sosyal medya trolleri ve adamları; El-Halil’in asilzade ve erdemli ailelerinin ve aşiretlerinin oluşturduğu, “Hüseyin Stadyumu’ndaki suç cezasız kalmayacak” diyen o büyük birliği yıkmaya çalışmıştır.
Mücrimler ve münafıklar, El-Halil halkını iyiliği emretmekten ve kötülükten nehyetmekten vazgeçirmek için her türlü hileye başvurmuşlardır ama Allah onların tuzaklarını boyunlarına dolamıştır. Toplantıyı provoke etmeye çalışmışlar ve düzenleyenlere suçlamalar yağdırmışlardır. Bu işin arkasında bir parti veya bir tarafın olduğunu iddia etmişlerdir. Sanki iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak için çalışan siyasi oluşumların bulunması suçmuş gibi... Sanki Halil halkının aklı yokmuş da başkalarının peşinden sorgulamadan gidiyorlarmış gibi...
Sonra da insanları yan meselelerle meşgul olmakla suçlamışlar ve karma ortam hakkında konuşmak yerine gidip Harem-i İbrahim’i korumalarını ve işgalciye karşı koymalarını söylemişlerdir. Sanki El-Halil’i teslim eden, şehri ikiye bölen ve Eski Şehir ile Harem-i İbrahim üzerindeki güvenlik kontrolünü işgalciye bırakan anlaşmayı El-Halil halkı imzalamış gibi! Sanki Vali, Yahudilerin saldırılarını sadece kendisine ihtilat ve açık saçıklığı yaydığı için karşı çıkıldığında hatırlamış gibi! Sanki El Halil’i peşkeş çekenlerin, silah sahibi olanların ve sözde yetki sahiplerinin ise hiçbir ilgisi, görevi veya vebali yokmuş gibi...Oysa cürmün failleri, taviz ve teslimiyetin asıl kaynağı kendileridir!
Mübarek toprak; halkıyla ve yiğitleriyle Allah’ın izniyle hakkın feneri, İslam’ın sığınağı; Otoritenin, adamlarının ve onların arkasındakilerin boğazında bir düğüm olmaya devam edecektir.
Muhakkak ki suçlular için Ümmetin onlardan her kelimenin hesabını soracağı bir gün gelecektir. Allah katındaki hesap günü ise çok daha ağır ve çetindir. O gün vali ve onun peşinden gidenler Allah’ın huzuruna çıkarılacak, çetin bir hesaba çekileceklerdir. İşte o zaman sonucun ve güzel akıbetin kime ait olduğunu anlayacaklardır.
وَسَيَعْلَمُ الَّذِينَ ظَلَمُوا أَيَّ مُنْقَلَبٍ يَنْقَلِبُونَ “Zulmedenler, hangi dönüşle döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.” [Şuara 227]
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Mübarek Toprak (Filistin) Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi Telefon: 0598819100 www.pal-tahrir.info |
E-Mail: info@pal-tahrir.info |



