- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber - Yorum
Golan ve Filistin İslamî Topraktır; Yahudi Varlığının Buradan Sökülüp Atılması İse Kaçınılmaz Bir Meseledir
Haber:
Kolombiya hükümeti, işgal altındaki Suriye Golan Tepeleri üzerindeki Yahudi varlığının egemenliğini tanıdığını açıkladı; böylece ABD’den sonra dünyada bu adımı atan ikinci ülke oldu. (Sky News Arabic)
ABD, Mart 2019’da Başkan Trump’ın aldığı bir kararla, Yahudi varlığının Golan’daki egemenliğini tanımıştı.
Yahudi Başbakan Netanyahu, 11 Ağustos 2026 tarihinde yayınladığı bir video mesajında kararı memnuniyetle karşılayarak şöyle dedi: “Golan, güvenliğimiz açısından son derece önemlidir; Musa peygamberden beri Golan’da köklerimiz vardır ve şimdi burası bizim toprağımızdır.” Ayrıca Golan’ın egemenliğine geri döndüğü ve öyle kalacağı, orada Yahudi bayrağının dalgalandığı ve dalgalanmaya devam edeceği eklemesinde de bulundu.
Suriye Dışişleri Bakanlığı, 11 Ağustos 2026 tarihinde bir bildiri yayınlayarak Kolombiya’nın tanıma kararını kınadı, Golan’ın Suriye topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı ve bu tanıma kararını Birleşmiş Milletler Şartı’na yönelik açık bir ihlal olarak nitelendirdi. Ayrıca Kolombiya’nın tutumunu protesto etmek ve reddetmek amacıyla Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ve Güvenlik Konseyi Başkanı’na resmi bir mektup sundu.
Yorum:
Yahudi varlığı, 1967 Haziran Savaşı’nda Golan Tepeleri'ni, dönemin Suriye Savunma Bakanı müteveffa Hafız Esad ile işbirliği içinde işgal ettiğinden beri -ki Hafız Esad, Golan’ın büyük bir kısmını Yahudilere teslim etmiş, Kuneytra’nın düşüşünü fiilen gerçekleşmeden önce ilan etmiş ve Yahudi varlığının güçleri henüz ulaşmadan geri çekilme emirleri vermişti- ve Yahudi varlığı 1981 yılında Golan'ı fiilen ilhak ettiğini ilan ettiğinden beri, toprakları kurtarmayan ve namusumuzu korumayan aynı sönük tepkilerle karşı karşıya kalmaya devam ediyoruz!
Nitekim bunlar, Birleşmiş Milletler ve Güvenlik Konseyi nezdinde şikâyette bulunmaya koşmakla birlikte, kınamalardan ve ilhak kararlarını reddetmekten öteye geçmemektedir! Yahudi varlığı ise Golan’daki işgalini pekiştirmekle yetinmemekte; aksine daha önce güvenlik gerekliliği olarak iddia etmesinin yanı sıra buradaki varlığını dini bir hak olarak da kabul etmektedir; hatta kibri, onu Suriye topraklarında daha fazla genişlemeye ve ilerlemeye sevk etmektedir; ayrıca Suriye hava sahasını ihlal etmekte ve Suriye’nin güneyinin silahsızlandırılmasını talep etmektedir.
Bu kibir karşısında Şam'daki geçici hükümetin kararlı duruşlar sergilemesi, pratik tepkiler vermesi ve yıkılan rejimle aynı yaklaşımı izlemekle yetinmemesi gerekir.
Birleşmiş Milletler’in rolünün büyük ülkelerin, özellikle de Amerika’nın çıkarlarına hizmet etmek olduğu bilinmektedir; Yahudi varlığına herhangi bir karar dayatmaktan kaçınması ise, gerçekliğin teyit ettiği bir husustur.
Geçici hükümetin görevi, Golan ile Filistin’i tek bir mesele olarak görmek ve meselelere ulusal bir pencereden bakmamaktır; böylece buraların tamamını geri almak ve Yahudi varlığını oradan söküp atmak için çalışmak, ümmetin tüm evlatları için hayati bir mesele olacaktır.
وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ * بِنَصْرِ اللهِ يَنصُرُ مَن يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ
“O gün Allah’ın zafer vermesiyle müminler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.” [Rum 4-5]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Ali Mustafa El-Bekrî - Suriye



