- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haberlere Bakış
16/08/2026
* Kazakistan, Dışişleri Bakanı Ermek Köşerbayev ile ABD Güney ve Orta Asya İşleri Yardımcısı Paul Kapur arasında ikili iş birliğinin genişletilmesini görüşmek üzere 12 Ağustos'ta yapılacak bir görüşmenin ardından Cumhurbaşkanı Kasım-Cömert Tokayev'in Aralık ayında ABD'de düzenlenecek G20 Liderler Zirvesi'ne katılacağı doğrulandı. İki yetkili, zirve hazırlıklarını görüştü. Kazakistan ile ABD arasındaki genişletilmiş stratejik ortaklığın güçlendirilmesi için daha geniş olasılıkları gözden geçirirken, gündemi üzerinde koordinasyon sağlamaya hazır olduklarını belirttiler.
Köşerbayev, Kapur'a Kazakistan'ın devam eden siyasi ve sosyoekonomik reformları hakkında bilgi verdi ve ülkeyi yeni bir kalkınma aşamasına girmiş olarak tanımladı. 23 Ağustos Kurultay seçimlerinin ülkenin yeni anayasal modelinin uygulanmasında önemli bir dönüm noktası olacağını söyledi.
Kapur da, enerji, kritik mineraller, ileri teknolojiler, dijitalleşme, ulaşım ve yatırım alanlarında pratik iş birliğini genişletme konusundaki ilgisini yeniden teyit etti. (astanatimes.com, 13/08/2026).
G20; ABD başta olmak üzere kapitalist sömürgeci ülkelerin küresel çıkarlarının sekteye uğramaması ve devletlerarası kurum ve kuruluşlar vesilesiyle bu çıkarların tahkim edilmesi için oluşturulmuş bir topluluktur. Dolayısıyla G-20, resmi hiçbir yaptırım gücü olmayan, Kapitalizmin yükünü hafifletmesi için oluşturulmuş bir platformdur. G-20 toplantılarında küresel ekonomi konuşulur, ancak Washington uzlaşısının dışına çıkılmasına asla müsaade edilmez. Yani mali yapılar ve para politikaları Washington Uzlaşısı çerçevesinde, onların çıkarları doğrultusunda belirlenir.
Kazakistan’a gelince; Kazakistan, mineraller ve doğal kaynaklar açısından Orta Asya'nın en zengin ülkelerinden biri olup sahip olduğu muazzam rezervler onu, dünyanın en önemli enerji ve mineral üreticilerinden biri haline getirmiştir. Kazakistan, yüzölçümü bakımından en büyük ülke olup, en büyük petrol ve uranyum rezervlerine sahiptir ve Çin'den Avrupa'ya giden ulaşım yollarının %70'i onun üzerinden geçmektedir.
Kazakistan: Rusya ile en uzun sınırı (7.500 km) olan bir ülke olup tarihsel olarak güçlü Rus nüfuzu altındadır ve iç güvenliği Rus güçleri tarafından desteklenmektedir. Ayrıca Çin’in, bugün hala Orta Asya ülkelerine ana borç veren konumunda olduğu da bilinmektedir. Örneğin Kazakistan’ın Çin’e olan genel borcu, toplam ulusal borcun %8’i olan 12 milyar dolardan fazladır.
Tüm bu nedenlerden dolayı Amerika Birleşik Devletleri, 2001 yılından sonra “terörle mücadele” bayrağı altında Orta Asya'ya güçlü bir şekilde girdi, ancak onun gerçek varlığı jeopolitik niteliğe sahip olup bu nitelik, Rusya'nın nüfuzunu yeniden elde etmesini engellemeyi ve Çin'in doğuya ve batıya doğru genişlemesini frenlemeyi temsil etmektedir. Dolayısıyla Amerika'nın nüfuzu Rusya ve Çin nüfuzundan daha zayıf olmasına rağmen ancak dengeleyici bir rol oynamakta ve bölgede tek bir egemen gücün oluşmasını engellemeye çalışmaktadır. Bunu ise Amerika şu araçları yoluyla gerçekleştirmeye çalışmaktadır
- Sınırlı güvenlik anlaşmaları.
- Siyasi ve medya desteği.
- Küçük ölçekli ekonomik girişimler.
- C5+1 platformu aracılığıyla diplomatik baskı.
Kısaca Amerika, bölgeden Rus nüfuzunu uzaklaştırmanın yanı sıra Çin’in sürekli artan ekonomik büyümesini de engellemeye çalışmaktadır. Bu bağlamda Amerika, 5 Ocak 2022’de patlak veren protestolar sırasında, protestoları istismar edip adamlarını içeriye sokmak, sonra da içeriden ve dışarıdan baskı yapmak için protestoları kullanarak Kazakistan’daki etkisini genişletme girişimlerinde bulunmuş olsa da istediğini elde edememiştir. Nitekim Amerika, Rusya’nın şu anki Ukrayna çıkmazından faydalanarak Kazakistan’ı, G20 gibi sadece kendi sömürgeci çıkarlarına hizmet eden örgüt aracılığıyla Kazakistan’daki nüfuzunu genişletmenin, daha doğrusu Kazakistan’daki zenginlikleri yağmalamanın yolları aramaktadır. ABD Güney ve Orta Asya İşleri Yardımcısı Paul Kapur’un enerji, kritik mineraller, ileri teknolojiler, dijitalleşme, ulaşım ve yatırım alanlarında pratik iş birliğini genişletme konusundaki ilgisini ifade etmesi, bunu net bir şekilde ortaya koymaktadır.Ayrıca Cumhurbaşkanı Kasım-Cömert Tokayev'in Aralık ayında ABD'de düzenlenecek G20 Liderler Zirvesi'ne katılacak olması da Amerika’nın bu planının uzantısı niteliğindedir.
Ülke halkından olan ajanların, koltuk kavgasıyla ve en yüksek mevkilere gelmekle ilgilendikleri bir dönemde düşmanların, Kazakistan gibi bir İslam beldesi için boğuşması, zenginliğini yağmalaması, konumunu ve yeteneklerini çıkarları için istismar etmesi gerçekten üzücüdür. Bu yüzden ülkeyi ve halkı kurtarmak için Nübüvvet Minhacı üzere Hilafetin kurulması çalışmasının ne kadar gerekli olduğu bir kez daha açığa çıkmaktadır.
* Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli , 1974 yılında Muratağa-Sandallar ve Atlılar ile Taşkent, Terazi ve Tatlısu köylerinde katledilen Kıbrıslı Türkleri anma törenlerine katıldı. İncirli, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Kıbrıs Türk toplumunun geçmişte büyük acılar yaşadığını belirterek, benzer acıların hiçbir neslin yeniden yaşamasını istemediklerini ifade etti. Usar İncirli'nin konuyla ilgili yaptığı paylaşımın tamamı şu şekilde: “Bu topraklar bir daha hiçbir neslin yaşamasını istemediğimiz çok büyük acılar gördü. Dün, 14 Ağustos 1974’te Muratağa-Sandallar ve Atlılar köylerinde katledilen 126 insanımızı anmak ve 52 yıldır bu ağır acıyı yüreklerinde taşıyan ailelerin yanında olmak için düzenlenen törenlere katıldık. Bebekler, çocuklar, kadınlar ve yaşlılar… 126 Kıbrıslı Türk katledildi. Aralarında henüz 16 günlük bir bebek de vardı. Bugün ise, 15 Ağustos 1974’te Taşkent, Terazi ve Tatlısu köylerinden esir alınarak topluca katledilen 84 Kıbrıslı Türk şehidimizi anmak üzere düzenlenen törene katıldık. Yaşananları unutmadık, unutmayacağız…” (www.kibrispostasi.com, 16/08/2026).
İngiltere, Müslümanların Avrupa’da İslam’ı yayma görevlerini yerine getirmelerini engellemek amacıyla Osmanlı Hilafet Devleti'nin yıkılmasının ardından adayı işgal etmiş ve İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yükselişe geçen Amerika ise, bağımsızlık ve halkların özgürlüğü sloganı altında eski Avrupa sömürgeciliğini tasfiye ederek onun yerini almıştır; nitekim Amerika, Mısır, Şam beldesi ve Irak’tan sömürgeci İngilizleri çıkarmış ve kendi fikirlerini ve duygularını taşıyan ajanlarını iktidara getirmek ya da Birleşmiş Milletler gibi araçları yoluyla onun yerini kendisi almıştır. İşte bu minvalde Amerika, aracı Birleşmiş Milletler yoluyla Kıbrıs Adası’nda İngiltere’nin geri kalan nüfuzunu ortadan kaldırmak istemektedir.
Nitekim Brexit sonrasında zayıflığı iyice belirginleşen İngiltere’ye karşı ABD’nin bakışı değişmiştir. ABD’nin, 2020’de Avrupa Birliği’nden ayrılırken İngiltere’ye verdiği ancak gerçekleşmeyen büyük bir ticaret anlaşması bir yana, Trump yönetimi İngiltere’ye hâlâ İngiliz fabrikalarının kapanmasındaki etkileri görülen gümrük vergileri uygulamaktadır. Dolayısıyla yeni Amerikan vizyonu, İngiltere’nin eski nüfuzuna varis olmayı ve başta Kıbrıs olmak üzere onun elindeki araçlarını kullanmayı gerektirmektedir. Bu bağlamda muhafazakâr eğilimli ve Trump grubunu destekleyen The National Interest dergisinde 8 Kasım 2024 tarihinde yayımlanan bir makalede, ABD sağının önde gelen isimlerinden Michael Rubin, Amerika’nın İngiltere’yi Kıbrıs’tan uzaklaştırması ve adanın %3’ünü teşkil eden Akrotiri ve Dikelya askeri üslerini devralması çağrısında bulunmuştur!
Yukarıda görülüğü üzere Kıbrıs adasındaki çatışma iki sömürgeci kafir güç arasında cereyan ederken, Kıbrıs Müslüman Türk toplumunun başındaki yöneticilerin sanki bir zafer kazanmış gibi anma törenleri yapmaları ne kadar üzücü. Bu da gösteriyor ki Amerika da dahil olmak üzere sömürgeci kafirlerin hizmetkarlığını yapan Ruveybida yöneticilerde hiçbir hayır yoktur. Bu yüzden Kuzey Kıbrıs ve diğer Müslüman ülkelerin ordularının vacibi; başımızdaki ajan yöneticileri devirip başta Kıbrıs’ı aslı olan Türkiye’ye ilhak ederek diğer işgal altındaki İslam beldelerini özgürleştirmek ve oralardaki mazlum Müslümanları kurtarmaktır. Böylece onlar, dünyanın izzetine ve ahirette de büyük bir kurtuluşa nail olacaklardır.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Ramazan Ebu Furkan



