Perşembe, 21 Rebiu’l Evvel 1448 | 2026/09/03
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

-Basın Açıklaması- Hizb-ut Tahrir / Avustralya'dan, Sidney'daki Başkonsolosluğu Aracılığıyla Ödlek Keyâni-Zerdâri Rejiminin Pakistan'daki Hizb-ut Tahrir Üyelerini Tutuklatmaya Devam Etmesiyle İlgili Pakistan Hükümetine Açık Bir Mektup

17 Şubat 2013'de Pakistan otoriteleri, Hizb-ut Tahrir / Pakistan Merkezî Temas Lecnesi Başkanı Üstad Sad Cagravî'nin yanı sıra diğer dört kişiyi tutukladılar. Nitekim bu tutuklama, birkaç hafta içerisinde ikinci kez olmuştur. Bu tutuklama ise Hizb-ut Tahrir'in, Keyâni'nin aşağılanma, boyun bükme ve düşman güçlere teslim olma -ki dikkat edin bu, Amerika'dan başkası değildir- akidesi olan askeri akidesinin gerçeğini ifşa etme için Revalpindi'de düzenlediği sempozyumda konuşma yaptığı bir sırada gerçekleşmiştir.

Hizb-ut Tahrir / Avustralya, bu olay bağlamında aşağıdaki hususları vurgular:

"Pakistan hükümetinin ümitsizliğe düştüğü net bir şekilde görülmektedir. Zira o, sırf Hilafet'e olan davetten bile korkmaktadır. Bundan dolayı da davetlerine baskı yapmak için Hizb-ut Tahrir'in muhlis üyelerini kaçırmaya ve gözaltına almaya başvurmaktadır. Nitekim mahkeme tarafından, güvenlik birimlerinin onu kendisine teslim etmesinin ve onun için gözaltı süresi tanınmasının gerekliliğine dair bir karar yayınlamasına rağmen Hizb-ut Tahrir / Pakistan Resmî Sözcüsü Navit Butt'un kaçırılmasının üzerinden 9 aydan daha fazla bir zaman geçmiş olup hala şuan nerede olduğu da bilinmemektedir. Pakistan hükümeti, meşru olmayan bu araçlar yoluyla İslam'a ve Hilafet'e daveti susturmaya çalışmaktadır. Pakistan hükümeti çok iyi bilsin ki; bu iğrenç taktikler, muhlislerin İslamî daveti taşımalarına ve Allahu [Subhânehu ve Te'âla]'nın tagutları ortadan kaldırmak ve İslam'ı tatbik etmek için hepimize farz kılmış olduğu vaciplerini yerine getirmelerine asla engel olamayacaktır."

"Keyâni-Zerdâri hükümetinin üzerine düşen, aynı şekilde İslam'a davetin bu ümmetin bir hayatı olduğunu, Hilafet'in geri dönmesiyle ilgili talebin Müslümanların damarlarında dolaşır hale geldiğini ve İslam'ın yeniden tatbik edilmesi meselesinin sadece bir an meselesi olduğunu anlamasıdır. Ancak nitelikli muhlis Müslümanların İslam ile yönetmesine izin vermek yerine Pakistan hükümeti, ülkeyi lime lime parçalamak ve ülke içindeki ekini ve nesli helak etmek yoluyla ülkeyi zayıflatmak için komplo kurmaktadır."

"Pakistan'ın muhlis evlatlarından oluşan Pakistan ordusunun askerleri, İslam ve cihad için büyük bir coşkuya sahip olmakla birlikte bu duygulara hıyanet eden ordu liderliği ise Pakistan ordusunu bu ümmetin düşmanlarına hizmet etmesi için kullanmaktadır. Bundan dolayı Pakistan ordusu içerisindeki muhlislerin, onların liderliklerinden vazgeçmeleri ve Hilafet yoluyla İslam'ı tatbik edecek olan Hizb-ut Tahrir'e nusret vermeleri gerekir. İşte sadece o zaman Pakistan ordusu, hain liderlerinden kurtulacak ve sadece Pakistan değil, bilakis dünyanın dört bir tarafındaki Müslümanların hurumatlarını ve onurlarını savunan vurucu bir güç haline gelecektir ve Müslümanların düşmanlarının kalplerine korku salacaktır."

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Ümmetin Meseleleriyle İlgili Sempozyuma Katılmaya ve İştirak Etmeye Davet

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti Medya Bürosu'nun düzenleyeceği aşağıdaki başlık altındaki sempozyuma kapsamlı katılımınız bizlere mutluluk verir:

 

"Medya ve Ümmetin Kalkınmasına Etkisi"

 

Sempozyumdaki konuşmacılar şunlardır:

 

-El-Ceride Gazetesi'nin editörü Üstad İdris ed-Doma

-Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti Resmî Sözcüsü Üstad İbrahim Osman Ebu Halil.

 

Sempozyumu, Sudan Basın Özgürlüğü Örgütü Başkanı Üstad Mekkî el-Magribî de takip edecektir.

 

Zaman: H. 15 Rabi-us Sâni 1434 el-Muvafık M. 25 Şubat 2013 öğlen saat 12:00'de.

Yer: Doğu Hartum-21 Ekim Sokağındaki Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti Bürosu.

 

Katılımınız tartışmaya zenginlik kazandıracaktır.


İbrâhîm Usmân [Ebu Halîl]
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Resmî Sözcüsü
Sudan Vilâyeti

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Gazetecilere ve Medya Organlarına Bir Davet

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti, sizleri hizbin Kızıldeniz Eyaleti'nin başkenti Port Sudan kentinde düzenleyeceği İslamî kitap fuarı kapsamındaki etkinliklere katılmaya davet etmekten dolayı mutluluk duyar. Bu ise H. 14 Rabi-us Sâni 1434 el-Muvafık M. 24 Şubat 2013 ila H. 18 Rabi-us Sâni 1434 el-Muvafık M. 28 Şubat 2013 günleri arasında olacaktır. Nitekim fuar, yasa koyucu, yönetim, ekonomik, içtimai, uluslar arası siyaset ve diğerleriyle ilgili hayatın tüm yönlerini kapsayan Hizb-ut Tahrir'in kültürünün sunumunu kapsayacağı gibi aynı şekilde günlük olarak akşam namazının akabinde Müslümanların sıcak meselelerinin ele alındığı sempozyumları da kapsayacaktır.

28 Şubat 2013 Perşembe kapanış gününde, "Mevcut Siyaset ve Hilafet'in Geri Dönüş Projesi" başlıklı bir sempozyum olacak ve sempozyumda, Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti Resmî Sözcüsü Üstad İbrahim Osman Ebu Halil ve diğerleri konuşma yapacaklardır.

Ayrıcalıklı ve Kapsamlı katılımınız. İslamî Hayatı Yeniden Başlatma Meselesi İçin Bir Destek Olacaktır


İbrâhîm Usmân [Ebu Halîl]
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Resmî Sözcüsü
Sudan Vilâyeti

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Keyâni Ve Zerdâri, Amerika'yı Hoşnut Etmek İçin İslam İçin Çalışanlara İşkence Etme Hususunda Ebi Leheb İle Ebi Cehil'in Ayak İzlerini Takip Etmektedirler

Keyâni ile Zerdâri'nin hıyanetlerini ve onların Amerikalılarla olan işbirliklerini ifşa etmek için toplanmış oldukları sempozyum sırasında Üstad Sad Cagravî ile Hizb-ut Tahrir'in diğer aktivistlerinin tutuklanmalarının ardından rejimin baltacıları, yaraları dikişli olan Navit Butt'un başını dipçikle kırdıkları gibi gerek aktivistlerin gerekse saçları ve sakalları beyazlamış yaşlıların üzerlerine saldırdılar. Nitekim İslamabad'taki İşkence Birimi Üyeleri, rejimin emriyle Hizb-ut Tahrir şebâbına eziyet etmek için yayılmışlardır. Zira rejim, daha önce Keyâni ile Zerdâri'nin yumruk ve tekmede uzman baltacılarını kullandığı gibi aynı amaç için kamçı, kurşun ve uzan tahta sopalar da kullanılmıştır.

Hakeza Hizb-ut Tahrir ve şebâbı Müslümanları, vaciplerini yerine getirmeye ve Müslümanlara Nübüvvet Minhacı Üzere Hilafet Devleti'ni kurmak için çalışmayı farz kılan ayet-i kerime ile nebevî hadis-i şeriflere kulak vermeye davet eder. Nitekim Keyâni ve Zerdâri'nin Hizb-ut Tahrir şebâbına cevabı, tartışma yoluyla olmamış, bilakis Ebi Leheb ile Ebi Cehil'in ayak izlerini takip edenlerin yumrukları ve tekmeleri olmuştur.

Amerika ile ajanları tarafından Müslümanlara yapılan işkencenin amacının, istihbarat bilgileri toplamak olmadığını, çünkü bu değerli bilgileri elde etmenin kesinlikle imkansız olduğunu herkes biliyor. Dahası bu hainler, bu şekilde Müslümanları aşağılayabileceklerini ve onları kendilerine boyun büktürebileceklerini zannettiklerinden dolayı bu işkencelere başvurmaktadırlar. Çünkü onlar, ne İslam'ı anlıyorlar ne de ne yaptıklarını biliyorlar! Dolayısıyla onlar, hak söze kuvvetle karşı koymanın imkansız olduğunu, dahası hakkın zalimler karşısında daha kuvvetli olduğunu ve kendileri için Ebi Leheb ve Ebi Cehil'de ibretler olduğunu bilmiyorlar. Zira Ebi Leheb ve Ebi Cehil, Müslümanlara işkence yapmışlardı ancak ayet bu ikisini hızla ters yüz ettiği gibi sanki bir gün bile hüküm sürmemişler gibi kınanan ve kovulanlardan olmuşlardır. Zira hükmün tamamı, Allahu [Subhânehu ve Te'âla]'nın olmuştur.

Keyâni, Zerdâri ve onların baltacılardan oluşan birlikleri çok iyi bilsinler ki; Üstad Sad Cagravî, Navit Butt ve Ali Hân gibi olan ümmetin evlatları çok yakında siyasî ve askerî liderliklere asla unutamayacakları bir ders vermeye muktedir olacaklardır. Yine çok iyi bilsinler ki İkinci Raşidi Hilafet zamanı artık yaklaşmış olup onların gözlerinin dönmesi buna dair bir emaredir. Ancak bu gözü dönmüşlük, onlara hiçbir fayda sağlamayacak ve çok yakında onlar, kendilerine her bir darbenin veya yumruk ve tekmenin veya bundan daha da düşük olanların hesabını soracak olan Halife'nin mahkemelerinin önüne sevkedileceklerdir!

وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضَى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا يَعْبُدُونَنِي لا يُشْرِكُونَ بِي شَيْئًا وَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذَلِكَ فَأُولَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ "Allah, sizlerden iman edip salih amel işleyenleri, kendilerinden öncekileri yeryüzünde Halife kıldığı gibi onları da yeryüzünde Halife kılacağını, onlar için seçtiği dinlerini (İslam'ı) yeryüzünde hakim kılacağını, (geçirdikleri) bu korkularını güvene çevireceğini vaadetti. Zira onlar yalnız Bana kulluk ederler ve hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Her kim de bundan sonra inkar ederse işte onlar fasıkların ta kendileridir." [en-Nûr 55]

Devamını oku...

Suriye Vilayeti: Atma ve Savran Beldesi Gösterileri

  • Kategori Video
  •   |  

Atma Beldesi Gösterileri

Atarib beldesinde Ukab bayrakları ve Rasul (SAV)'in sancakları; Hilafet çağrıları arasında, Allah'tan gelecek zafer inancıyla, Allah Rasulunun vaadinin gerçekleşeceği güvencesiyle, İslam ümmetine olan inancıyla, kafir Batı ve İslam ümmetine musallat olmuş ajan yöneticilerin projelerini reddedercesine dalgalanmıştır.

19 Rabiussani 1434 H., elmuvafık 01 Mart 2013 M. Cuma

 

Savran Beldesi Gösterileri

Savran'da Hizb-ut Tahrir, destekçileri ve direnişçiler bir araya gelerek; Hilafet'in haricindeki hiçbir yönetim şeklini kabul etmeyeceklerini ve Batının kontrolündeki laik koalisyon girişimleri ve günahkar Beşşar'la diyalog çağrılarının kendilerini temsil etmediğini beyan etmişlerdir.

19 Rabiussani 1434H., elmuvafık 01 Mart 2013 M. Cuma

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Orta Asya Kasabı Kerimov Hizb-ut Tahrir Şebâbının Cezaevi Süresini Yeniden Üç Yıl ve Daha Fazla Uzatmaktadır!

Allah düşmanı ve İslam'a kindar olan Özbekistan tagutu Kerimov, hala genelde Müslümanlara özelde ise Hizb-ut Tahrir'e yönelik kinini kusmaktadır. İşte o, onların cezaevlerinde kalmaları ve mahkumiyetleri sona erdiği halde serbest kalmamaları için onlara yönelik suçlar üretmektedir. Bunu ise onlar için fabrikasyon suçlar uydurmak yoluyla yapmaktadır.

1999-2000 yılları arasında tutuklanan ve o zaman 19-14 yılları arasında hüküm giyen Hizb-ut Tahrir şebâbının hükümlerinin sona ermesinin ardından Kerimov ve kuyrukları onları serbest bırakmadılar. Dahası onlara karşı fabrikasyon suçlar uydurdular ve onlar için ek süre kararı verdiler. Bu şebâba dair örnek, 19 yıldır tutuklu olan Fergana şehrine bağlı Aangyekurgan'dan kardeş Sâmin, kendisine ikinci kez üç buçuk yıl hüküm verilen Margilana'dan Abdu Mana, yine ikinci kez 3 yıl hüküm giyen Andican'dan Muhammed Ahmedov, üç buçuk yıl hüküm giyen Kudret Hoca ve 6 yıl hüküm giyen Mirzan Kantaf Nusratullah'dır. Hatta kadınlar bile tutuklamaya ve işkenceye teslim olmadıkları gibi cezaevi sürelerinin de uzatılmasına teslim olmamışlardır. Şimdi aynı şekilde bunlara dair örnekleri de hatırlatıyoruz; ikinci dönem için üç yıl hüküm giyen bacı Goipova Umeda, ikinci dönem için üç yıl hüküm giyen Miroj Hun ve 3 yıl hüküm giyen Sorhan Darinski şehrinden Akayove Adulat. Liste bu şekilde uzayıp gitmekte olup hepsini burada zikretmek imkansızdır.

Aynı şekilde serbest bırakılan erkek ve kadınlar, Kerimov ile istihbarat birimlerinin zulmüne teslim olmamaktadırlar. Zira istihbarat birimleri, Hizb-ut Tahrir'in saflarına ajanlarını yerleştirmek için Kerimov'un istihbaratı tarafından umutsuz bir girişim olarak onlardan serbest bırakılanları çağırmaktalar ve şantaj yapmak yoluyla onlarla işbirliği yapmaya çalışan görüşmeler gerçekleştirmektedirler. Ayrıca İçişleri Bakanlığı, serbest bırakılmaları kesin olan kadınları durumlarının kötü olmasına rağmen temizlik işlerinde zorla çalıştırmak için istismar etmektedir.

Milli Güvenlik Kurulu ile mücrim Kerimov'un istihbarat birimlerinin kullandıkları ucuz üsluplardan biri de elbiselerini çıkarttırmak, çıplak resimlerini çekmek ve onları ifşa etmenin yanı sıra onları genelevlerine çekmek ve burada çalıştıkları propagandasını yapmak, dahası bazı şeri elbise giyinmiş olan kızları eğlence merkezlerine götürmek ve başörtülü kızların itibarını sarmaya çalışmak için şeri elbiseleriyle dans yapmaya zorlamakla tehdit etmek yoluyla iffetli Müslüman kadınların itibarını sarsma girişimidir.

Aynı şekilde Kerimov'un zebanilerinin kullandıkları beşerî üsluplardan biri de yüzlerce kilometrelik yolculuğun zahmetini çekmelerine, acısını çektikleri kötü maddî durumlarına ve ziyaret saatlerinde gelmelerine rağmen hücre hapsinde ya da zindanlarda oldukları gerekçesiyle mahkumların ailelerinin evlatlarıyla görüşmelerini yasaklamak yoluyla mahkumlara ve ailelerine psikolojik baskı uygulamaktır.

Ancak Allahu [Subhânehu ve Te'âla]'ya şükürler olsun tüm bu işkencelere, kötü muamelelere, zulümlere, sıkıntılara, korkutmalara, gözdağlarına ve sevabını sadece Allah'tan umup sabrederek can veren yüzlerce şehide rağmen Hizb-ut Tahrir şebâbı ile şebâbatının azimleri kırılmamış, bilakis hiziplerine ve davetlerine daha sıkı bir şekilde tutunmuşlar ve gayelerini gerçekleştirmede daha da ısrarcı olmuşlardır.

Hizb-ut Tahrir şebâbı ile şebâbatının, ümmetlerinin kalkınması ve yaşamış olduğu fasit vakıadan kurtulması yolunda göstermiş oldukları bu büyük fedakarlıklar ile Kerimov'un halkına karşı işlemiş olduğu zulüm, zalimlik ve saldırganlık karşılaştırıldığında insanlar kimin güvenilir, kimin hain ve kimin dost, kimin düşman olduğunun arasını kesinlikle ayırt edeceklerdir. Nitekim insanlar, giderek artan bir şekilde hizbe katılarak onun etrafından toplanmaktalar ve onu evlatlarını kucakladıkları gibi kucaklamaktadırlar. Dahası hizbin saflarına katılanların zulüm ve işkenceyle karşılaşacaklarını tam olarak bilmelerine rağmen yeniden hizbin saflarına katılmaktadırlar. Ayrıca bu yolda yürüdükleri sırada acı ve sıkıntılar çekmelerine rağmen onların, Allahu [Subhânehu ve Te'âla]'nın dininin nusret bulması yolunda mal ve canla ilgili tüm fedakarlıkları göstermeye hazır oldukları görülmektedir.

يُرِيدُونَ أَنْ يُطْفِئُوا نُورَ اللَّهِ بِأَفْوَاهِهِمْ وَيَأْبَى اللَّهُ إِلاَّ أَنْ يُتِمَّ نُورَهُ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ "Allah'ın nurunu ağızlarıyla (üfleyip) söndürmek istiyorlar. Halbuki kafirler hoşlanmasalar da Allah nurunu tamamlamaktan asla vazgeçmez." [et-Tevbe 32]

Ey Özbekistan'daki Müslümanlar!

Allah!ın izniyle çok yakında Hilafet kurulacaktır. Zira onun kurulmasına çok ama çok yakın bir zaman kalmıştır. İşte o zaman o, Allah'ın muhlis kulları için bir nur ve Kerimov ve aşağılık zebanileri gibi Allah'ın düşmanlarını yakan bir ateş olacaktır...

Ey Özbekistan'daki Hizb-ut Tahrir'in Kahraman Şebâbı ve Şebâbatı!

Sizin kanlarınız ve işkenceleriniz, Allah'ın izniyle asla heder olmayacak, Allah katında bir ecir ve sevap olacak, Hilafet sizlere zulmedenlerden intikam alacak ve böylece Allah, mümin kavmin gönüllerine şifa verecektir...

كَتَبَ اللَّهُ لأَغْلِبَنَّ أَنَا وَرُسُلِي إِنَّ اللَّهَ قَوِيٌّ عَزِيزٌ"Allah: Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazmıştır. Şüphesiz Allah Kavî'dir, Aziz'dir." [Mücadele  21]


Devamını oku...

-Basın Açıklaması- İkiyüzlü Amerikan Kongresi, Amerikalıların İnsansız Uçaklarla Öldürülmesine Dikkat Çekmektedir Peki Ya Amerikan Ortaklığında Katledilen Yüz Binlerce Müslüman Hakkında Ne Demeli Acaba?!

"Washington- ajanslarında", cumhuriyetçi ve demokratlardan oluşan Amerikan Temsilciler Meclisi Yargı Kurulu Üyelerinin, Amerikan insansız uçaklarının Amerikan uyruğu taşıyan kişilere yönelik darbelerden dolayı endişe duyduklarını ifade ettikleri geçti. Zira geçen ayın başlarında Amerikan Adalet Bakanlığı tarafından kongreye verilen ve Amerikan başkanına Amerika'nın güvenliği için tehdit sayılan Amerikalı kişilerin öldürülmesiyle ilgili emirler çıkarma yetkisi veren "gizli bir müzekkerinin" varlığından bahseden "beyaz bir kâğıdın" varlığı ifşa oldu.

Ancak Afganistan ve Irak'taki Amerikan ordusu tarafından Amerikalı olmayan silahsız sivillerin doğrudan hedef alınmasına ne demeli acaba? Ağaçları ve taşları helak eden silah ve mühimmatlarla evlerin yıkılmasına ve ülkenin harap edilmesine ne demeli acaba? İslam dünyası ve Suriye'deki insan olarak nitelenen uzman kuruluş Amerikan çeteleri tarafından suikastlar düzenlenen İslamî şahsiyetler ve alimler hakkında ne demeli acaba? Dahası Suriye, Filistin, Keşmir, Çeçenistan ve diğer yerlerde gizli ve açık olarak Amerikan desteği ile katledilen binlerce Müslümanlar hakkında ne demeli acaba? Yoksa akıtılan bu kanların hiçbir değeri yok mudur?!

Bu kanların akıtılması, yalan ve iftirayla New York sahillerinde özgürlük heykelleri diken Amerikan kovboyların medeniyetine sahip iki tekenin toslaşması değildir. Nitekim kanlı kovboy medeniyeti, daha önce Avrupalı sömürgeciler geldiklerinde yerli Amerikalı olan Kızılderililere karşı tarihte benzeri görülmemiş bir soykırım savaşı açmadı mı? Evlerinden kaçırıldıkları ve İkinci Dünya Savaşı sırasında sürgün cezaevlerine atıldıkları zaman Japon asıllı Amerikan vatandaşlarının anayasal hakları için ağırlını koymayan yine aynı medeniyettir... Dolayısıyla Amerikan hükümetinin cürümsel terörist sicili, vahşî skandallarla doludur. Zira insanlar, Ebu Garib, Guantanamo ve Bagram cezaevlerindeki mahkumlara uygulanan işkenceleri unuttular mı sanki? Ya Amerika'nın inşa ettiği ve Amerikan İstihbarat Ajansı (CIA)'nın idare ettiği 54'den fazla ülkede bulunan gizli cezaevi ağları hakkında ne demeli?

Ey Müslümanlar! Özellikle de sizlerden, Amerika ile Avrupa'dan her ikisine ait olan Batılı hadarat serabının arkasında soluyan laikler; bu iki yüzlülüğün ve skandalların görülmesinin ardından artık sizlerin, öncelikle hak ve adaletin herhangi bir standardı için hiçbir ağırlığı ve endişesi olmayan zalim kapitalist materyal fikir olmak üzere Batı ile ondan kaynaklanan şerleri ve günahları kaldırıp atmanızın zamanı gelmedi mi? Dolayısıyla sömürgeci Batı politikaları, Kızılderililer ile Afrika'dan köleleştirdikleri milyonlarca esir zencilere yaptıkları gibi sizleri tamamen yok etmekten (soykırım yapmaktan) aciz kalmasının ardından sizleri köleleştirmeyi amaçlamaktadır.

Adalet, insaf, güven ve güvenlik, sadece göklerde ve yeryüzünde hak dengeyi sağlayacak olan Rabbinizin şeriatıyla gerçekleşecektir.

وَلاَ يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَآنُ قَوْمٍ أَن صَدُّوكُمْ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ أَن تَعْتَدُواْ وَتَعَاوَنُواْ عَلَى الْبرِّ وَالتَّقْوَى وَلاَ تَعَاوَنُواْ عَلَى الإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاتَّقُواْ اللّهَ إِنَّ اللّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ "Mescid-i Haram'a girmenizi önledikleri için bir topluma karşı beslediğiniz kin sizi günah işlemeye sevketmesin! Birr (iyilik) ve takva üzerine yardımlaşın! Günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın! Allah'tan ittika eden. Çünkü Allah'ın cezası çok şiddetlidir." [el-Mâide 2]

Bizler sizleri, adaleti, güveni ve güvenliği gerçekleştirecek olan Hilafet'i kurmak için Hizb-ut Tahrir ile birlikte çalışmaya davet ediyoruz. Zira İslam ümmetini, marufu emreden, münkeri nehyeden ve Allah'a iman eden insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet olarak geri döndürecek olan Hilafet'tir...

وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا الْمُرْسَلِينَ إِنَّهُمْ لَهُمُ الْمَنصُورُونَ وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ الْغَالِبُونَ "Andolsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir: Onlar mutlaka zafere ulaşacaklardır. Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir." [es-Saffât 171-173]


Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER