Pazartesi, 18 Rebiu’l Evvel 1448 | 2026/08/31
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

- Basın Açıklaması - Polisin Zengibar'daki Baskı Eylemlerini Sürdürmesi, Demokrasinin Başarısız Olması Demektir

Hizb-ut Tahrir / Doğu Afrika, iki hafta önce Zengibar'da gerçekleşen şiddeti kınadığı gibi bugün de Tanzanya polisinin vahşî uygulaması ile korkutmak, sıkıştırmak, keyfi tutuklamalarda bulunmak, işkence etmek ve yasadışı bir şekilde evlere baskınlar düzenlemek için Zengibar'daki emniyet birimleriyle işbirliği yapmasını, yargısız infaz operasyonlarına katılmasını, barışın tahakkuk etmesi gerekçesiyle elleriyle kanunlar yapıp rejime dayatmada bulunmasını şiddetle kınamaktadır. Korku ve nefret duygularına yol açan ve toplumsal ilişkilerin daha çok çürümesine teşvik eden durum işte budur.

Ayrıca paramiliter bir güç olan polisin yapmış olduğu sıkıştırmalar, çifte standarda ve demokrasinin ikiyüzlülüğüne delalet etmektedir. Nitekim bu, bir süredir toplum tarafından bilinir hale gelen bir durumdur. Dolayısıyla Tanganyika ile Zengibar arasındaki birlik meselesinde ulusal hükümetin tebrik ettiği vatanseverlik duygusu, bir gecede büyük bir günah haline gelmiştir! "Hukukun üstünlüğü" şeklindeki demokratik yalanlar ile "düşünce özgürlüğü" şeklindeki şer duygular da cabası. Zira düşünce, devlet tarafından onaylanan bir düşünce olduğunda özgürlüğe izin verilmektedir.

Ayrıca bu mevcut senaryo, ulusal birlik hükümetinin sorununun insanları aldatmak olduğu şeklindeki "bugünkü düşleri" ve boş beklentileri ifşa etmektedir. Dolayısıyla buda güvenlik yönlerinin başarısız olduğunu kanıtlamaktadır. Özellikle ekonomik yön olmak üzere diğer yönler de cabası. Zira çıbanın başı yolsuzluktur. Dolayısıyla da bu başarısızlık, tabii bir durumdur. Çünkü onun üzerine bina edildiği temeller, hatalı bir fikir olmasının yanı sıra demokratik şerir bir akidedir.

Hizb-ut Tahrir, maddî menfaate değil de güçlü temellere dayalı yegane ideolojinin İslam olduğunu vurgular. Dolayısıyla gerçek ve huzurlu bir barışın gerçekleşmesini garantilemek sadece Hilafet Devleti'nin olduğu bir devletin gölgesinde mümkündür.


Mesud Müslim
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Medya Temsilcisi Yardımcısı
Doğu Afrika

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Yemen Halkı, İngiliz ve Amerikalıların Ülkelerini Parçalamaya Dönük Planlarına Razı mı Olacaklar Yoksa Bunları Ret mi Edecekler?

Yemen'de günlük olarak yayınlanan El-Ahbar el-Yevm Gazetesi, 30. Ekim Salı günkü 2820. sayısında "El-Husnî, Para Karşılığında Abyan'ın Bölünmesi Projesinin Benimsenmesini Teklif Eden Odakları İfşa Etmiştir" başlığı altında bir haber yayınlamıştır. Nitem burada Güney Barış Harekatı Lideri Ahmed Abdullah el-Husnî'nin, 29 Ekim Pazartesi günü Güney Barış Harekatı Yüksek Kurulu Genel Sekreteri Kasım Asker Gibran'ın katılımıyla Ebyan eyaletinde düzenlenen festivaldeki sözleri ele alınmıştır.

El-Husnî'nin bahsetmiş olduğu parçalama projesinin, kendisine Londra'da bulunduğu esnada ifşa edilmeyen odak tarafından teklif edilmesi, Delta ile Ebyan'ın tamamının Aden'e ilhak edilmesini, geriye kalanın da el-Argub'dan başlayarak mücavir el-Beyda'ya ilhak edilmesini, Lahca'nın Taiz'e ihak edilmesini ve Şabva'nın doğu yarısının da Yemen'in doğu kesimine ilhakını gerektirmektedir.

Bu proje, İngiltere'nin Sultan el-Katiri, Şerif Bayhan, el-Mehra, Sultan el-Abdalî ile Yemen'in siyasî arenasındaki diğerlerinin yanı sıra Tarık el-Fadlî Bin Sultan el-Fadlî'den her birini referandum yoluyla Güney'in Kuzeyden ayrılması ile son bulacak olan bölgeler hususunda Amerikan federalizminin projelerinin karşısında durmaları için ortaya çıkarmak yoluyla Yemen'in güneyindeki sultanlıkları ve şeyhlikleri yeniden canlandırmasıyla örtüşmektedir.

Güney Barış Harekatı Yüksek Kurulu Genel Sekreteri Kasım Asker Gibran, 10. Ağustos 2012'de Sama-Radafan'a göre "Güney meselesi gibilerin çözümü ile geleceği hakkında büyük bir Amerikan-İngiliz siyasî çatışmasının varlığını" ifşa etmiştir.

Amerika ile İngiltere'nin Yemen hakkındaki planları yeni değildir. Ancak Yemen halkının vacibi, buna engel olmaktır. Bu ise ancak İslamî akidemizin hüküm ve fikirlerinden kaynaklanan çözümler ile olacaktır. Yoksa Amerika ile İngiltere'yi bizim için çözümler koyanlar kılmamızla değil. Zira bugün "Güney Hareketi'nin liderleri" olanlar, siyasî, ekonomik, içtimaî ve benzeri yaşam sorunlarını çözmek için daha dün sosyalizm ideolojine koşmuşlar ama her zaman olduğu gibi başarısız olmuşlardır. Nitekim bu ideoloji, ortaya çıkmasının ardından bir etki oluşturmuş olup bugün ise bunları çözmek için topu tekrar geri döndürüp  bugün siyasî, ekonomik, içtimai ve öğretim olarak hayatın tüm alanlarındaki sorunların ve krizlerin acısını çekmesinin yanı sıra diğer milletlerle ilişkisi olan, bu sorunları ve krizleri çözmekten aciz olan ve bunları kendisi için çözecek kimseleri arayan  "daha dünkü düşmanları" kapitalizm ideolojisine koşmaktadırlar!

Allahu [Subhânehu ve Te'âla], şöyle buyurmaktadır: فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ إِنِّي لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ "O halde Allah'a koşun." [ez-Zariyat 50]

Ve şöyle buyurmaktadır:   فَإِن تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللّهِ وَالرَّسُولِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ "Eğer herhangi bir hususta çekişirseniz, -Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız- onu Allah'a ve resule götürün." [en-Nisâ 59]

Dolayısıyla daha önce propagandası yapıldığı gibi İslam, sadece namaz, oruç ve haç ibadetlerinden ibaret bir din olmadığı gibi yönetim sistemi, ekonomik sistemi, dış siyaseti ve öğretim siyaseti olmayan bir din de değildir. Bilakis İslam, kamil bir ideolojidir.  الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ الإِسْلامَ دِينًا "İşte bugün, size dininizi kemale erdirdim. Üzerinize olan nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'a razı oldum." [el-Mâ'ide 3]

Dolayısıyla İslam, ihtiyaçların giderilmesi keyfiyetinden başlayıp ümmetin işlerinin gözetilmesi, onun kalkınması ve mutlu olması keyfiyetine kadar hayatın tüm sorunlarını çözmektedir...

Hizb-ut Tahrir sizleri, Batı'nın habis planlarını reddetmeye, bunlardan uzaklaşmaya ve bunları düşüncenizden ve ülkenizden söküp atmaya davet etmektedir. Zira Amerika ve İngiltere, sadece Yemen'in kötülüğünü istemekte ve Yemen'e egemen olmak için çatışmaktadırlar. Ayrıca Hizb-ut Tahrir sizleri, İslam ile hükmedecek, İslam ülkelerini el-Ukab râyesi altında birleştirecek ve İslam'ı, insanların koymuş olduğu ilkelerin fikirleri ve hükümleriyle hayatlarının ifsat olmasının ardından sorunlarını çözmek için daha dün kendisine muhtaç olanlara taşıyacak olan Hilafet Devleti'ni kurarak İslamî hayatı yeniden başlatmak için kendisiyle birlikte çalışmaya davet etmektedir. Nitekim Allahuteala, şöyle buyurmaktadır:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ "Ey iman edenler! Allah ve resulü sizi, size hayat verene davet ettiğinde icabet edin." [el-Bakara 183]


Dr. Muhammed Et-Taşî
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Medya Bürosu Başkanı
Yemen Vilâyeti

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Rohingyalı (Arakanlı) Müslümanlarla Dayanışmaya Dönük Bir Gösteri İçin Hizb-ut Tahrir / Endonezya'dan Bir Beyan

Medya organları, Burma'daki Arakanlı Müslümanlara karşı işlenen yeni bir katliamdan bahsetmişlerdir. Nitekim resmî açıklamalara göre son birkaç gün içerinde gerçekleşen rahatsız edici olayda 67 kişi öldürülmüştür. Ayrıca hükümet sözcüsü, 27.10.2012 Pazar günü AFP haber ajansına, kurbanlardan yarısına yakınının kadınlardan olduğu şeklinde bir açıklamada bulunmuştur. Birleşmiş Milletleri'ne göre en son çatışmalar, yaklaşık 3200 kişiyi Arakan'ın başkenti Sittwe'deki mültecilerin kamplarında yaşamaya mecbur bırakırken 2500 kişiyi de bu kamplara giden yollarda yaşamaya mecbur bırakmıştır.

Ayrımcılıktan on yıllar sonra Rohingyalı Müslümanlar, devletsiz göçmenler haline gelmişlerdir. Hem de onlar, sekizinci asırdan bu yana Arakan'da yaşamalarına rağmen. Nitekim Burma rejimi hala merhametsiz bir şekilde Rohingyalı Müslümanlara zulmetmekte, hareket alanlarını sınırlandırmakta, onları ülke içerisine aktarmakta, topraklarını gasbetmekte, öğretim ve diğer kamu hizmet haklarını vermemektedir... Buda onları, Bangladeş, Malezya ve Tayland gibi muhtelif ülkelere firar etmeye mecbur bırakmaktadır... Nitekim istatistikler, yarım milyon küsur Rohingyalının bu ülkede yaşadıklarına işaret etmektedir.  BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'ne göre bir milyon Müslüman, Myanmar dışında yaşamakta olup ortada onları daimi bir şekilde kabul etmeye hazır bir ülke de bulunmamaktadır.

Açıktır ki Burma rejimi, bu politika yoluyla Rohingyalı Müslümanlara yönelik etnik temizlik uygulamak istemektedir. Aynen Burma Devlet Başkanı Thein Sein'in, "Şayet ortada kendilerini kabul etmeye hazır bir devlet olursa Myanmar, Rohingyalı Müslümanları firar etmeye mecbur bırakacaktır" şeklindeki açıklamalarında açıkça ortaya çıktığı gibi. Dolayısıyla Thein Sein'e göre Rohingyalı Müslümanların önünde iki çözüm vardır: "Ya kamplarda yaşayacaklar yada ülkeden göç edeceklerdir."

Bu acı gerçek, kalpleri hüzün ve acı ile doldurmaktadır! Nitekim Rohingyalı Müslümanlar, nüfusu bir buçuk milyara ulaşan İslamî ümmetten ayrılmaz bir parçadır. O halde bu büyük orandaki İslamî ümmet nasıl olur da tüm bu vahşî zulümlere maruz kalan kardeşlerini korumaya güç yetiremezler?! Müslümanların izzeti nerede Allah aşkına?! Dolayısıyla bu üzücü vakıa ve Güney Tayland'taki Eftani, Güney Filipinlerdeki Moro, Irak, Afganistan ve Filistin'deki Müslümanlara isabet eden... zulüm ve zalimlikler tekbir şeye delalet etmektedir ki oda; İslamî Hilafet'in 1924 yılında yıkılmasının ardından Müslümanların zayıf ve aciz kalmalarıdır.

Bu meseleyle ilgili olarak Hizb-ut Tahrir / Endonezya, Rohingyalı Müslümanlarla dayanışmak için 31 Ekim 2012 Çarşamba günü Cakarta'daki Myanmar Büyükelçiliği önünde bir gösteri düzenlemiş ve aşağıdaki hususları açıklamıştır:

1-Budistlerin, keşişleri ve Burma rejimi ile birlikte Arakan'daki Rohingyalı Müslümanlara karşı yapmış oldukları vahşî şiddet eylemlerini, onların mülkiyetlerini yıkmalarını, yerlerinden etmelerini ve aynı şekilde vahşî katliamları şiddetle kınarız. Zira bu vahşeti ve barbarlığı, uygar insanlar asla yapamazlar!

2-Burma rejiminin, derhal bu vahşî eylemler ile aynı şekilde Rohingyalı Müslümanların imha edilmesini ve Arakan'daki varlıklarının ortadan kaldırılmasını hedef alan tüm politikalarını durdurmasını talep ederiz. Zira Rohingyalı Müslümanlar, yüzyıllardan bu yana, hatta Burma devletinin varlığından önce bile bu ülkede yaşamaktadırlar. Dolayısıyla onların tanınması ve diğer bölgelerin sakinleri gibi haklarının verilmesi gerekmektedir.

3-Nüfus sayısı bakımından en büyük İslamî bir ülke olan Endonezya hükümetinden, Rohingyalı Müslümanlara karşı olan katliamı durdurmak için etkin adımlar benimsemesini ve bunun yanı sıra Endonezya'ya gelen Rohingyalı göçmenler için koruma sağlamasını talep ederiz.

4-Bütün her yerdeki Müslümanları, Rohingyalı Müslümanlarla dayanışmak için mümkün olan her şekilde bir araya gelmeye davet ettiğimiz gibi ayrıca onları, Allah'ın şeriatını tatbik edecek olan Hilafet'i kurmak için ciddi olarak çalışmaya davet ederiz. Zira İslamî ümmet, Hilafet olmadıkça asla güçlü ve birlik içerisinde olamayacaktır. Dolayısıyla güveni, güvenliği ve Rohingyalı Müslümanlar da dahil bütün Müslümanlar için onurlu bir yaşamı gerçekleştirecek olan sadece Hilafet olup onlar, Allah'ın izniyle ileride hiçbir zulüm ve zalimliğe maruz kalmayacaklarıdır.

Allah bize yeter! Zira O, ne güzel vekil, ne güzel Mevla ve ne güzel nusret verendir!


Muhammed İsmâ’îl Yusanto
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Resmî Sözcüsü
Endonezya

Devamını oku...

Hizb-ut Tahrir Gençlerinden Gazze'ye gelen heyete mesaj: "Zaferimiz orduları harekete geçirmekle olur, taziye heyeti göndermekle değil"

  • Kategori Filistin
  •   |  

Mısır'dan gelen, resmi ve sivillerden oluşan bir heyet, Dilo ve Azzam aileleri gibi yok edilmeleri son olmayıp halkı gece gündüz katledilen Gazze'ye destek amaçlı ziyarette bulunmuşlardır.

5 Muharrem 1434 Hicri, 19 Kasım 2012 Pazartesi günü Şifa hastanesinde, Mısır devrim sözcüsü, Mısır Adalet ve Kalkınma Partisinin Başkanı Sad Ketateni ve bu ikisine ek olarak Filistin Abbas yönetimini temsilen Nebil Sa's‘ın bulunduğu esnada Hizb gençleri ellerindeki "Gazze'de zafer ümmetin ordularıyla gerçekleşir, taziye heyetleriyle değil", "Filistin'in zaferi; orduları harekete geçirmekledir." yazılı pankartları açtılar.

Söz konusu heyette yer alan kişilerin bir kısmıyla basın konferansı esnasında Hizibten gençler konuşarak; orduları harekete geçirin, ey devrimin sözcüsü bu bir emanettir, bu senin boynunun borcudur ey devrimin müftüsü, Al Izz Abdusselam ve Batz gibi olunuz şeklinde telkinlerde bulunmuşlardır.

Basın mensuplarından birisi ise hizipli gençlere yönelerek mesajlarını iletmedeki üslup ve incelikten dolayı onları tebrik etmiştir.

Dolayısıyla hizb daha önceleri şu şekilde beyanatta bulunmuştu: "Gazze ehlinin döktüğü kanların zaferi; tarafsızlık kapsamında ateşkes için gelen heyetle, yada Gazze'ye gelen taziye heyetiyle gerçekleşmez. Ancak  o zafer Sina'dan, Ürdün nehrinden ve Litani nehrinin güneyinden ve Golan tepelerinden harekete geçip gece gündüz Yahudi varlığını dövecek, Hz Ebu Bekr'in yeminine sahip, düşmana şeytanların vesvesesini unutturacak ordularla gerçekleşir.

Ey Müslümanlar geçmişte Salahaddin Eyyubi'nin ve Zahir Beybers'in ordularıyla zafer bu şekilde elde edilmişti. İşte bu şekilde zafer Yahudi varlığıyla çarpışmayı özlemle bekleyen Müslümanların ordularıyla elde edilir... İşte bu şekilde Gazze ehlinin temiz kanlarının intikamı alınır... bunun dışında bir yöntemle intikam alınmaz... bunun dışındaki yöntemi akıllı bir kimse tavsiyede bulunmaz, eğer bulunursa o, hem dünya hem de ahirette kördür, amadır.

((وَمَنْ كَانَ فِي هَذِهِ أَعْمَى فَهُوَ فِي الْآخِرَةِ أَعْمَى وَأَضَلُّ سَبِيلًا))

''Ve burada (bu dünyada), kim kör ise artık o ahirette de kördür, üstelik iyice yolunu şaşırmıştır.'' (İsrâ 72)

 

Fotoğraflar için tıklayınız...

Devamını oku...

Hizb-ut Tahrir Gençlerinden Ukrayna Rus Konsolosluğu Önünde Protesto

  • Kategori Video
  •   |  

Hizb-ut Tahrir / Ukrayna , Ukrayna'nın Kırım yarım adasında yer alan Simferepol kentindeki Rusya federasyonu konsolosluğu önünde protesto gösterisi düzenledi. Söz konusu gösteride Rusya yönetiminin genel olarak Müslümanlara, özel olarak da Hizb-ut Tahrir gençlerine yönelik yaptığı düşmanlıklar, baskınlar ve tutuklamalar protesto edildi. Gösteri 6 Muharrem 1434 hicri, 20 Kasım 2012 Salı günü vuku bulmuştur.

Allah Subhânehu ve Te'alâ amellerimizi kabul eylesin.

 

 

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Azim İslam, Suriye'deki Muhlis Ayaklanmacılar ile Halkının Derinliklerine Kadar Kök Salmış Olup Bütün Komploları ve Uzantılarıyla Ulusal Koalisyon Kayasını da Parçalayacaktır

Batı ile tabiilerinin, laik sivil bir devlet içerisindeki projelerini yürütmesi ve onu, mevcut Şam tagutu olan ajandan sonraki bir ajan kılmak için Ulusal Koalisyonu pazarlama noktasındaki tüm çabalarının ardından, evet tüm bunların ardından onlar, bir hayır elde edememişler ve Allah'ın izniyle de edemeyeceklerdir. Zira Biladuşşam'daki ayaklanmacıların tamamı, İslam'dan başka sistemden hoşnut olmayacaklardır. Demokratik koalisyon ile çağrıda bulundukları devletine gelince; bu, koalisyon ile birlikte yarın yada yarından sonra ortadan kalkacaktır...

Suriye'de ayaklanmacıların elleriyle gerçekleşenler, daha önceki konsey komplosuna verilmiş olan bir cevap olduğu gibi koalisyon komplosuna da verilmiş bir cevaptır. Buda bu cevaba tanık olan koalisyona karşı sözleri ile fiillerinde ortaya çıktığı gibi Halep ile kırsallarındaki savaşçı tugayların açıklamaları da buna dair bir kanıttır. Nitekim bu tugaylar açıklamalarında şunu belirtmişlerdir: "Sözde Ulusal Konsey olan komplo projesini reddettiğimizi, adil İslamî bir devletin kurulması üzerine birleşip uzlaştığımızı ve koalisyonlar ve konseyler gibi herhangi bir haricî projeyi reddettiğimizi ilan ederiz..." Dolayısıyla bu, koalisyonun Dâr-ul İslam'ın merkezi Suriye halkı tarafından dışlanıp reddedilen laik demokratik sivil bir devlet için çalıştığını ifade etmektedir.

Raşidi Hilafet'in olduğu İslamî Devlet altındaki İslam Nizamı, dini için ateşli ve Rabbi için muhlis olup yürüdüğü her yerde hak ile birlikte yürüyen her Müslümanın talebidir. Çünkü haktan sonra dalalet vardır.

فَمَاذَا بَعْدَ الْحَقِّ إِلاَّ الضَّلاَلُ  "Artık haktan sonra dalaletten başka ne vardır?" [Yûnus 32]

Dolayısıyla İslam yönetimi ile ona dönük çalışmakla ilgili çağrılar, Allah, Resulü ve müminlerin sevdikleri işler olduğu gibi yerin ve gökyüzünün sakinleri de bundan hoşnut olmaktadırlar. Zira bu, herhangi bir farz gibi farz olduğu gibi Müslümanların izzeti ve nusreti de bundadır. Böylece dünyada kerim bir hayata yaşayacakları gibi ahirette de kurtuluşa erenlerden olacaklardır. Öyleyse müminleri müjdele.

Hizb-ut Tahrir / Suriye olarak bizler, Batı ile ajanlarının projelerini reddeden bütün abdestli elleri sıkıyor Suriye'deki bütün ayaklanmacıları da şöyle sesleniyoruz: Kanlarınızın kendisi için aktığı şey üzerinde sabit kalmanızın yanı sıra silahlarınızın ve dillerinizin "Biz Allah'tan Başkasının Önünde Eğilmeyiz" şeklindeki haykırışları üzerinde sabit kalınız ey kahramanlar! Sakın bundan zerre kadar da sapmayınız. Zira bizler, Batı'nın projelerine, ittifaklarına ve komplolarına karşı ısrarla sizlerle birlikte olup sizlerin yanında durduğumuz gibi Allah'ın izniyle es-Sadık-ul Masduk Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in Hakim'in Müstedraki'nde tahriç etmiş olduğu hadis-i şerifinde zikrettiği imanın sığınakları olmaya da karar verdik:

...حتى يصير الناس إلى فسطاطين: فسطاط إيمان لا نفاق فيه، وفسطاط نفاق لا إيمان فيه "... İnsanlar, içerisinde imanın olup nifakın olmadığı ve nifakın olup imanın olmadığı sığınaklar haline gelene kadar."

Ey Sadık Ayaklanmacılar ve Ey Şam Halkımız!

Bizler, Amerikan Büyükelçisi Ford'un türettiği Ulusal Koalisyon'un olduğu bu doğumu reddetmeye çağıran tüm açıklamaları tebrik ediyor yapı ve anlam olarak alametleri açık olan ve hiçbir kapalılık ve belirsizlik olmadan İslamî Devlet'in olduğu İslam yönetimine çağıran bütün elleri de sıkıyoruz. Dahası Hizb-ut Tahrir'in, sadık ayaklanmacıların ve Allah'ı, Resulünü ve müminleri seven herkesin kendisi için çalıştığı da Raşidi Hilafet Devleti'dir. Zira bizler, Allahu  Subhânehu'nun nusretine ve O'nun nusretle ilgili vaadine güvenmekteyiz.

وَلَيَنْصُرَنَّ اللَّهُ مَنْ يَنْصُرُهُ إِنَّ اللَّهَ لَقَوِيٌّ عَزِيزٌ "Allah, kendisine (kendi dinine) yardım edenlere muhakkak surette yardım eder. Hiç şüphesiz Allah, Kavî ve Azîzdir." [Hac 40]

Allah sizlerle beraberdir ve asla amellerinizi eksiltmeyecektir.


Hizb-ut Tahrir
Suriye Vilayeti
Medya Bürosu Başkanı
Mühendis: Hişam el-Baba

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Ey Gazze'deki Müslümanlar: Arap Birliği'nin Ruvaybidaları, Şam-Suriye Ayaklanmamıza Komplo Kurdukları Gibi Sizlere de Komplo Kurmaktadırlar!

Tagut devlet "İsrail", Gazze'deki Müslümanları bombalamak yoluyla cürümsel silsilesine devam etmektedir. Nitekim şehitler düşürmüş ve evleri yıkmıştır. Sözde utanç verici ve aşağılık bir Arap Birliği olan "Arap Devletleri Birliği'ndeki" adam kılıklı Ruvaybida yöneticiler ise el-Aksa'yı kurtarmak için orduların harekete geçirilmesine değil de bölgeyi silip süpüren ve daha önceki zaman ve dönemlerde yaptıkları gibi halklarına yalan söylemeleri için kendilerine bir oyun alanı bırakmayacak olan ayaklanmaları göz ardı ederek, ülkelerindeki ayaklanmalar üzerine bazı bakanların ziyaretlerde bulunmasıyla onlara karşı olan hesaplarını ödediklerini hayal ederek ve "İsrail'in" ziyaret saatleri süresince katliamı ve yıkımı durduracağına dair kendilerine taahhütte bulunmasının onları ifşa edeceğini ve kötülüklerini örtmeyeceğini dikkate almayarak -ki öylede olmuştur- Gazze halkının kanları ve acıları için yas tutmak ve feryat etmek amacıyla Kahire'de bir oturum düzenlenmesine çağrıda bulunmaktadırlar. Aman Allah'ım, ne utanç verici bir şey!

Ey Arap ülkelerinin Ruveybida yöneticileri ve onların kuyrukları, "İsrail" sizleri bir araya getirirken Beşar ise sizleri parçalamakta mıdır? Yoksa Suriye'de devamedegelen ve günlük kurbanların sayısı yüz elliyi düşmeyen katliam ve cinayetlerin yanı sıra binlerce yerlerinden edilenleri ve yüzlerce evleri yıkılanları görmüyor da yalnızca efendiniz olan Batı'nın görmeye izin verdiği şeyleri mi görüyorsunuz? Zırar birliğindeki bu aşağılık toplantınız, ne Allah için nede halklarınız içindir. Aksi taktirde Allahuteala'nın şu kavlini tasdik ederek Gazze ve tüm Filistin'deki Müslümanlara yardım etmek için orduların harekete geçmesini emreder ve Şam-Suriye'deki halkımıza nusret verirdiniz:

وَإِنِ اسْتَنْصَرُوكُمْ فِي الدِّينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ "Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, onlara yardım etmek üzerine borçtur." [el-Enfâl 72]

Bilakis aksine sizler, Allah'ın ayetlerini arkanıza atıyor ve halklarınızın önünde açık bir hale gelse bile sizlere yardım edeceklerini ümit ederek O'nun düşmanlarına yalvarıp yakarmayı kabul ediyorsunuz. Halbuki onlar, düşmanlarınızla savaşmak istemedikleri asla size yardım da etmeyeceklerdir. Dolayısıyla onlara, Allahuteala'nın şu kavli intibak etmektedir:

وَلَوْ أَرَادُواْ الْخُرُوجَ لأَعَدُّواْ لَهُ عُدَّةً وَلَكِن كَرِهَ اللّهُ انبِعَاثَهُمْ فَثَبَّطَهُمْ وَقِيلَ اقْعُدُواْ مَعَ الْقَاعِدِينَ "Eğer onlar (savaşa) çıkmak isteselerdi elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların davranışlarını çirkin gördü ve onları geri koydu ve onlara; oturanlarla (kadın ve çocuklarla) beraber oturun denildi." [Tevbe 46]


Ey Biladuşşam'daki Müslümanlar:

Gururlu Şam ayaklaması, bu Ruvaybidaları denemekte, onların fasit bir ürün olduklarını ve onlardan komplo ve aşağılıktan başka bir şey çıkmayacağını bildirmektedir. Zira onlar, sadece düşmanlarınız olan efendilerine itaat etmek için toplanmaktalar ve size yardım etmek zorunda kaldıklarında da dağılmaktadırlar. Allah onları katletsin! Nasıl da döndürülüyorlar. Halbuki onlar sadıklardan olmuş olsalardı Şam topraklarının kendileri için bir hayır olduğunu görürler, cürümlerinden dolayı Dımeşk katilini engellerler ve onun elinden tutarlardı. Ancak onlar, Amerika ile Avrupa ülkelerinin olduğu kafir zalim devletlerin kuyrukları ve ajanlarıdırlar. Zira Beşar'a boyun büktürmek ve bizleri aşağılamak için bizlere ed-Dabi'yi göndermişledir. Gerçekten onlar bizleri aldatabileceğini mi zannediyorlar?! Hayır, vallahi. Zira onlar gibiler hakkında şöyle buyurun azim Allah ne kadar da doğru söylemiştir:

وَإِذَا رَأَيْتَهُمْ تُعْجِبُكَ أَجْسَامُهُمْ وَإِن يَقُولُوا تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْ كَأَنَّهُمْ خُشُبٌ مُّسَنَّدَةٌ يَحْسَبُونَ كُلَّ صَيْحَةٍ عَلَيْهِمْ هُمُ الْعَدُوُّ فَاحْذَرْهُمْ قَاتَلَهُمُ اللَّهُ أَنَّى يُؤْفَكُونَ "Konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar adeta dayanmış kütükler gibidirler, her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Düşman onlardır. Onlardan sakın. Allah onları katletsin (kahretsin)! Nasıl da döndürülüyorlar." [el-Munâfikûn 4]


Ey Haşim'in Gazzesi'deki Müslümanlar:

Ümmetimiz sancılı bir dönem geçirmektedir. Çünkü bu dönem, Allah'ın izniyle Ruvaybidaların tahtlarını söküp atacak, sizleri kurtarmak için Raşid bir Halife'yi getirecek ve el-Aksa üzerinde el-Ukab râyesini dalgalandıracak olan İslamî Hilafet Devleti'ni doğuracaktır. Halbuki Amerika ile tüm Batı, güzel bir şekilde düşünüp akladebilseydi İslam'ı ve Müslümanları geri döndüremeyeceklerini ve zimmet ehlinden olan atalarına ikramda bulunduğu İslamî ümmetin evlatlarını katletmede Beşar ile Natenyahu'nun ellerini serbest bırakmayı bile düşünemeyeceklerini işte sadece o zaman fark edeceklerdi. Ancak bu ikisi bu güzelliğe, katliamla cevap vermişlerdir. Dolayısıyla gerek bu ikisinin gerekse bu ikisinin arkasındakilerin işlemiş olduklara günaha cevap vermenin zamanı gelmiştir. Zira Rabbimizin vaadi bize yeter.

وَنُرِيدُ أَن نَّمُنَّ عَلَى ٱلَّذِينَ ٱسْتُضْعِفُواْ فِى ٱلأَرْضِ وَنَجْعَلَهُمْ أَئِمَّةً وَنَجْعَلَهُمُ ٱلْوَارِثِينَ وَنُمَكِّنَ لَهُمْ فِى ٱلأَرْضِ وَنُرِىَ فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَجُنُودَهُمَا مِنْهُمْ مَّا كَانُواْ يَحْذَرونَ "Biz istiyorduk ki mustazaflara yeryüzünde lütufta bulunalım, onları liderler yapalım ve (ülkelere) varis kılalım. Ve o yerde onları hakim kılmak; Firavun ile Hâmân'a ve ordularına, onlardan (İsrailoğullarından gelecek diye) korktukları şeyi göstermek (istiyorduk)." [el-Kasas 5 6]


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Suriye Vilayeti
Medya Bürosu Başkanı
Mühendis: Hişam el-Baba

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER