Cuma, 08 Rebiu’l Evvel 1448 | 2026/08/21
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

-Basın Açıklaması- Bir Müslümanın Bu Anayasa Değişikliği Paketinden Hayır Umması Akıl Karı Değildir!

Belli bir süredir Türkiye kamuoyu, AKP hükümetinin meclise taşımayı düşündüğü 30 maddelik mini anayasa değişikliği paketi ve bu paketin yasalaşmasına şiddetle karşı çıkan İngiliz yanlısı Kemalist laikler ile Amerikan yanlısı demokrat laikler arasında hakaretlere varan tartışmalarla meşgul olmaktadır.

Bu minvalde Hizb-ut Tahrir/Türkiye Vilayeti, Türkiye'deki Müslüman kamuoyu ile aşağıdaki hususları paylaşmak ister:

1. Her şeyden önce mevcut anayasa sömürgeci kafir ülkelerin anayasalarından derlenmiş olup İslami temellere dayanmayan bir küfür anayasasıdır dolayısıyla üzerinde yapılacak her türlü değişiklik batıl olacaktır. Batılın üzerine bina edilen de batıldır.

2. Bu anayasa değişikliği paketi de öncekilerden farklı olmayacaktır. Sömürgeci güçlerin nüfuz çatışma alanı olması hasebiyle Türkiye'de yapılan anayasa değişiklikleri, sömürgeci kafirlere ajanlık yapan liderlerin iktidarlarını sağlamlaştırma amacındadır. Bu paket içerisindeki Kemalist laiklerin kalesi olan Anayasa Mahkemesi ile HSYK'nın yapısını değiştirmeye dönük maddeler bunun böyle olduğuna açık bir delildir.

3. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden beri birçok kez kısmi, birkaç defa kapsamlı şekilde değişiklik yapıla yapıla anayasa yamalı bohça haline gelmiştir. Bu durum, sınırlı ve aciz insan aklı ile yazılan bir anayasanın nasıl hatalarla dolu olduğunu kendi kendilerine dahi itiraf ettiklerini gösterir.

Ey Müslümanlar!

Kısacası bu anayasa değişikliği paketi, İngiliz yanlısı Kemalist laiklerin kalelerini ele geçirmek amacıyla Amerikan yanlısı demokrat laikiler tarafından hazırlanmış bir değişiklik paketidir. Dolayısıyla bu anayasa değişikliği ister yasalaşsın isterse yasalaşmasın sizlere hiçbir şekilde hayrı dokunmayacak bir anayasa değişikliği paketidir. O halde Hizb-ut Tahrir'e destek veriniz ki Raşidi Hilafet Devleti'ni kurarak sizlere; Amerika'nın veya başka bir sömürgeci kafir devletin maslahatını gözetmek yerine bizzat sizlerin maslahatını gözetecek, Kur'an, sünnet ve bu ikisinin irşad ettiklerinden istinbat edilmiş İslami akide temeline dayalı arı-duru bir anayasa sunsun.

أَفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنْ اللَّهِ حُكْمًا لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ "Yoksa onlar cahiliye yönetimini mi arıyorlar? Oysa yakin sahibi bir toplum için yönetimi Allah'tan daha güzel olan kim vardır?" [el-Mâide 50]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir

Resmî Sözcü Yardımcısı
Türkiye Vilâyeti

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Hizb-ut Tahrir / Endonezya, Türkiye'de Hizb-ut Tahrir Aktivistlerinden Tutuklananların Serbest Bırakılmasını Talep Eder

H. 19 Rabî-ul Evvel 1431 el-Muvafık M. 05 Mart 2010 Cuma sabahı, Türkiye'deki terörle mücadele bürosu ekipleri, Hizb-ut Tahrir aktivistleri tarafından çıkarılan Köklü Değişim Dergisi çalışanları, yazarları ve yetkililerinden birçoğunun evine baskın düzenleyip bir kadın ile yedi erkeği tutuklamalarının yanı sıra yasal olarak basılıp yayınlanan birçok dergiye de el koydular. Türkiye'de Hizb-ut Tahrir aktivistlerinden tutuklananların bazılarının isimleri şöyledir:

1- Hüseyin Sivren 2- Oğuzhan Akbolat 3- Mesut Şahin 4- Murat Albasan 5- Çiğdem Albasan ki kendisi, 26 yaşında olup dört aylık hamile olmasının yanı sıra üç yaşında bir çocuk annesidir!

Bundan önce de Hizb-ut Tahrir / Türkiye Vilayeti Resmi Sözcüsü Yılmaz Çelik tutuklanmıştı.

İşte tüm bu kişilerin tutuklanmalarının Rabbimiz Allah'tır demelerinden başka bir gerekçesi yoktur.

وَمَا نَقَمُوا مِنْهُمْ إِلاَّ أَنْ يُؤْمِنُوا بِاللَّهِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ "Onlardan sırf Azîz-ul Hamîd olan Allah'a iman etmelerinden dolayı intikam aldılar." [el-Burûc 8]

Yukarıda geçen hakikatlere binaen Hizb-ut Tahrir / Endonezya aşağıdaki hususları vurgular:

1) Türkiye'de Tayyip Erdoğan liderliğindeki laik rejim, özellikle İslam'a ve Türkiye'deki Müslümanlara yönelik düşmanlığını açık bir şekilde göstermiş, otoriteyi ele geçirmesinin ardından ümmetin isteklerini hiç dikkate almamış ve var gücüyle Türkiye'de Amerikan planlarının uygulanmasını derinleştirmek için çalışmıştır. Zira Hilafet'i kurarak şeriatı getirmek için gecesini gündüzüne katan ümmetin erkekleri ile kadınlarından oluşan Türkiye'deki Hizb-ut Tahrir aktivistlerinin saflarındaki tutuklamalar buna dair en canlı kanıttır.

2- Hilafet'in yeniden kurulmasını durdurmaya veya bloke etmeye dönük tüm uygulamalar başarısızlıkla sonuçlanacaktır. Zira yapılan tutuklamalar nedeniyle birçok bölgelerdeki muhlis insanlar, şeriatı tatbik etmesi ve Hilafet'i ortaya çıkarması amacıyla Hizb-ut Tahrir'e olan desteklerini ifade etmek için guruplar halinde Hizb-ut Tahrir şebabına gelmişlerdir ki bu da Hilafet'in yeniden kurulması meselesinin bir an meselesi olduğunu teyit eder.

3- Türkiye yetkililerinden, Türkiye'deki Hizb-ut Tahrir aktivistlerini derhal serbest bırakmalarını ve bu kişilerin davet taşımadaki faaliyetlerini durdurmak için kasıtlı olarak uydurulmuş tüm suçlamalardan beraat ettirmelerini talep eder. Aksi takdirde vaat edilen Hilafet Devleti, Hizb-ut Tahrir aktivistleri ile tüm Müslümanların üzerine zulüm ve baskı uygulayan herkesten hesap soracaktır.

4- İster Amerika isterse İngiltere'den olsun yabancı desteğe dayanan bir gücün kırılgan bir güç olduğunu, buna mukabil bu zalimane uygulamaların sadece ümmetin Hizb-ut Tahrir'e olan desteğini güçlendireceğini ve bunun da ötesinde zalim yöneticinin sonunun dünya ve ahirette hüsran olacağını vurgular.

Muhammed İsmâ’îl Yusanto
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir

Resmî Sözcüsü
Endonezya

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Sirte'deki Köle Yöneticiler Kudüs'ü İlk Kez Heba Ettikleri Gibi Bir Kez Daha Heba Etmektedirler, Allah Onları Katletsin Nasıl da Döndürülüyorlar!

Arap zirvesinin yirmi ikincisi Kudüs'ün direnişini destekleme sloganı altında -ki o bundan beridir- Libya'nın Sirte şehrinde düzenlendi. Hem bu zirvelerin hem de uzun zamandan beri ümmetin başına çöreklenerek ona zilletin ve aşağılanmanın her türlüsünü tattıran yöneticilerin adeti olduğu üzere bu zirve de klasik sunumun, bayatlamış kararların, Yahudilerin Filistin'e, halkına hatta ümmetin tüm mukaddesatlarına yönelik cürümleri, zulümleri ve saldırıları artsa bile kendisinden zerre kadar sapmadığı stratejik bir seçenek olarak teslimiyet ve aşağılanma seçeneği vurgusunun dışına çıkmamıştır.

Artık yöneticilerin en düşük onur duygularını dahi kaybettiklerini, ümmetle olan tüm bağlarını kestiklerini, destekleme adı altında Kudüs'ü zayıflatıp komplolar kurduklarını söylemeye bile gerek yoktur. İşte onlar Kudüs'ü ilk kez heba etmelerinin ardından ikinci kez bir daha heba etmekteler. Bunu ise Kudüs üzerindeki Yahudi egemenliğini pekiştirmeye ve Kudüs meselesini kurtuluş ve temizlik meselesinden işgal edilmiş topraklara girdirilmesi Yahudi'nin iznine bağlı olan ve genellikle gelirleri fasit otoritenin menfaatçilerine giden ne doyuran ne de aç bırakan ne olduğu belirsiz mallar meselesine dönüştürmeye dönük bir plan belirleme yoluyla yapmaktadırlar.

Aciz yöneticiler daha doğrusu komplocular, sanki ümmetin mukaddesatlarının Müslümanların akidesi ile güçlü bir bağlantısı olmayan tarihi eserden başka bir şey değilmişçesine el-Aksa'nın himayesini, yöneticilere itaat edip Kudüs'te Yahudilerin cürümlerini takip etmekle yetinerek kendisini tatmin eden ordunun görevinden değil de UNESCO'nun görevlerinden sayarak ondan, el-Aksa ve diğer mukaddesatlara karşı isimlendirdikleri sorumlulukları yüklenmesi talebinde bulundular.

وَقَالُوا رَبَّنَا إِنَّا أَطَعْنَا سَادَتَنَا وَكُبَرَاءَنَا فَأَضَلُّونَا السَّبِيلاَ "Ve dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz bu liderlerimize ve büyüklerimize uyduk, onlar da bizi yoldan saptırdılar." [el-Ahzâb 67]

Ayrıca katılımcılar, işlerinin dizginlerini öncesinde ve sonrasında efendileri Amerika'ya teslim etmişlerdir. Böylece belki dalaletlerinden, gurur ve kibirlerinden geri dönerler diye Amerika'nın Yahudi'nin kulaklarını çeken kızgın ve sert ifadelerle kendilerine karşılık vermesini zelil kölenin efendisinden istediği gibi ümit ederek "barış" yolunda verdikleri kurbanların ardından yüzsularını korumak için yardım talep talebinde bulunmak üzere Beyaz Saraya doğru yöneldiler!!

Ey Müslümanlar:

Kudüs ve Filistin, kendilerinden olmayan kendilerinin de onlardan olmadığı yöneticilere haykırmamakta, Filistin'in gasbedilmesine katkıda bulunan ve onu Yahudi'ye leziz bir lokma olarak sunan uluslararası örgütlere yönelmemekte ve Amerika'nın ateşiyle yanıp tutuşan Yahudi'ye sığınmamaktadır. Bilakis sizlerin arasındaki Halid'in, Selahiddin'in ve Ebi Ubeyde'nin torunlarına haykırmakta ve kalabalık ordularınızın Beyt-il Makdis'i kurtarmak için ona doğru hareket etmesini gözetlemektedir. Kudüs ve Filistin, ne ayaklarda oynanan bir futbol topudur ne de içerisinde çocukların veya sahte malların ticaretinin yapıldığı zarara uğramasından korkulan bir eşyadır. Bilakis o, dünyanın dört bir tarafındaki tüm Müslümanların ta derinliklerine kök salmış ümmet meselesidir. O halde ordunuz ile aranızdaki güç ve kuvvet ehlinin, ümmetlerine ve onun meselelerine yardım etmelerinin zamanı değil midir?

Ey Müslümanlar:

Sizleri kaplayan sessizliği kırmanız, bu rejimlerin kabusundan kurtulmak için hemen harekete geçmeniz ve onun yerine Kudüs'ün, Bağdat'ın, Kabil'in ve Müslümanların tüm işgal edilmiş topraklarının kurtuluşu için Nübüvvet Minhacı Üzere İkinci Raşidi Hilafet'i getirmeniz amacıyla sizlere Beyt-il Makdis'den sıcak bir çağrıda bulunuyoruz.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنْ تَنْصُرُوا اللَّهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ * وَالَّذِينَ كَفَرُوا فَتَعْسًا لَهُمْ وَأَضَلَّ أَعْمَالَهُمْ "Ey iman edenler! Eğer siz Allah'a [dinine ] nusret verirseniz Allah da size nusret verir ve ayaklarınızı [dini üzere] sabit kılar. İnkar edenlere gelince; onların hakkı yıkımdır ve Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır." [Muhammed 7-8]

 

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Düşmanınızın Apaçık Tuzağına Düşmeyin

Medya organları, 22.03.2010'da Devlet Başkanı Hamid Karzai'nin, İslami Parti'nin lideri Gulbeddin Hikmetyar'ın üst düzey bir temsilcisi ile görüştüğünü bildirdiler. Bu görüşmenin maksadı, diyalog sürecine başlamak ve İslami Parti'yi müzakerelere ortak etmektir. Direnişçiler ile olan diyalog politikası, muhaliflerin müzakerelere ortak ve hükümete dahil edilmelerinin kararlaştırıldığı Londra konferansının uzantısından öte bir şey değildir. Tüm bunlar, Birleşik Devletler ile NATO kuvvetlerinin günlük onlarca Müslümanı katlettikleri bir sırada gerçekleşmektedir.

İslami Parti'nin Resmi Sözcüsü Sayın Harun Zorgun, [IFB] Haber Ajansı'na şu açıklamada bulundu: "Barış planımız 15 noktadan oluşmakta olup bunlardan biri yabancı kuvvetlerin çekilmesine dönük net bir zaman takvimi belirlemek ve diğeri, geçici bir yönetim oluşturmaktır." Ve şöyle ekledi: "İslami Parti, Afganistan'ın hayrı ve refahı için Taliban'ı da barış müzakerelerine katılması için teşvik etmeye hazırdır."

Hizb-ut Tahrir, Afganistan'daki Müslümanları uyarmak ve dikkatlerini aşağıdaki noktalara çekmek ister:

1. Nebi Muhammed [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'in hadisine binaen mümin bir delikten iki defa sokulmaz. Aslında müzakereler, Müslümanların ve İslam'ın düşmanlarının Müslümanları parçalamak ve sömürgecilerin işgaline direnen bu kimseleri zayıflatmak için kurduğu bir tuzaktır.

2. İslam'da fertlerin ve cemaatlerin işgalciler ve kafirlerle müzakere etmesi caiz değildir. Zira İslami olmayan devletlerle müzakerelerde bulunma hakkına sahip olan sadece halifedir.

3. Geçici düzenleme önerisi ardından seçimlerin yapılması tamamen düşmanın istediği bir taleptir. Müslüman olarak bizler, demokrasinin sorunlarımızı çözemeyeceğini, ona ortak olma ve çağırmanın da haram olduğunu bilmeliyiz.

4. Sorunlarımızın çözümü, sadece Birleşik Devletler ile NATO kuvvetlerine karşı çıkmak yoluyla olmaz. Bilakis bununla birlikte demokratik nizamın yanı sıra hain yöneticilerin yıkılması ve Allah [Subhânehu ve Te'alâ] ile resulü [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'in belirlediği İslami Hilafet'in kurulması yoluyla olmalıdır.

Hepimiz biliyoruz ki bu tür müzakerelerin maksadı, uzun tarihi bir geçmişi olan "böl parçala" taktiğidir. İslami Parti, kafirlere yönelik bu tür tekliflerde bulunarak aslında Müslümanlara ve hayatlarını İslam'a kurban eden binlerce şehide güçlü bir darbe vurmuştur.

İslami ümmetin ve işgal altındaki beldelerinin tek çözümü, saldırganlarla asla müzakere etmeyip bilakis ümmeti ve tüm insanlığı İslami Devlet'in dış politikası olan davet ve cihat yoluyla yöneticilerin prangasından ve ceberut nizamlardan kurtarmak için Müslümanların ordularını harekete geçirecek olan Hilafet Devleti'ni geri getirmektir.

لَقَدْ جِئْنَاكُمْ بِالْحَقِّ وَلَكِنَّ أَكْثَرَكُمْ لِلْحَقِّ كَارِهُونَ "Andolsun biz size hakkı getirdik, fakat çoğunuz haktan hoşlanmıyorsunuz." [Zuhruf 78]

 

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Patlama Eylemleri Başlar Başlamaz Askeri Operasyonlar Başladı

Amerika'nın, Lahor'daki patlama eylemleri silsilesinin uygulanması hususunda hükümet ile işbirliğine başlamasının ardından Hizb-ut Tahrir ümmete, her zamanki gibi bu eylemlerden maksadın ordunun askeri operasyonlarına dönük kamuoyu oluşturmak olduğunu açıklamıştı. Ne yazık ki beklediğimiz oldu ve Orakzai bölgesinde fiilen katliam başladı. Böylece Amerika'nın, Svat ve Güney Veziristan bölgelerinde askeri operasyonların yapılmasını istediği sırada Blackwater şirketi, aynen daha önce yaptığı gibi hükümetin yardımıyla Pakistan'da kaos ateşinin fitilini tutuşturmayı başardı.

Patlama eylemleri, ister polis merkezini isterse ordu karargahını hedef alsın bu eylemlerden maksat, medya organlarını istismar ederek ülkenin dört bir tarafında karışıklık, korku ve öfke oluşturmaktır. Yani sözde terörizmi felç etmeye yönelik askeri operasyon başlatmak için korku ve öfke atmosferini istismar edilmiştir. Ancak hakikatte ise kabileler halkından olan masumların evleri uçaklarla bombalanmış, milyonlarca insan oturdukları yerlerden tahliye edilmiş, ticarethaneleri imha edilmiş ve milyonlarca insanın malı zarara uğratılmıştır.

Hükümet sürekli olarak operasyonların tamamlanmasının ardından insanların emniyete ve güvenliğe kavuşacağı iddialarıyla insanları aldatmaya çalışmaktadır. Ancak hakikat şudur ki Amerika, bu operasyonlar aracılığıyla Pakistan'ı alevlerin ortasına atmayı başarmıştır. Zira art arda birbirini takip eden operasyonlar, insanların kafalarına indirilen balyoz gibi onları bitap düşürmüştür. Ordunun Güney Veziristan'daki askeri operasyonlarının sona ermesinin ardından halkla ilişkiler dairesi resmi sözcüsü insanları yatıştırmak için, önümüzdeki on ikinci aya kadar altı ay boyunca askeri operasyonlar olmayacak ve ordu da hiçbir askeri operasyonda bulunmayacaktır sözleriyle yalan söylemiştir. Ancak tamamen bunun aksi gerçekleşmiş ve işte bugün Müslümanlar, kabileler bölgesinde Müslüman kardeşlerinin elleriyle öldürülürken şeytan Amerika, zevk aldığı bir tiyatro sergileniyor gibi savaşı izlemektedir.

Diğer taraftan hain yöneticilerimiz, "stratejik diyalog" adı altında "stratejik teslimiyet" gerçekleştirmektedirler. Zira bu diyalog, sözde terörizme karşı savaş için talimatlar almaktan öte bir şey değildir. Nitekim Richard Holbrooke, "Bizim şu andan sonra Pakistan'a dayatmada bulunmamıza gerek yoktur" sözleriyle bunu vurgulamıştır.

İnsanlar, bu iç savaşın karşısında durmalıdır ki yoksa bu yangın tüm insanların evlerine sıçrayacaktır. Bizler, Pakistan ordusu içerisindeki muhlisleri, bu operasyonlar karşısında elleri kolları bağlı şekilde oturmamaya davet ediyoruz. Zira onlar, Amerika'yı bölgeden kaldırıp atmada kendilerine düşen sorumlulukları yerine getirmelidirler. Bunun yanı sıra onlar, Hilafet Devleti'ni kurması için Hizb-ut Tahrir'e nusret vermelidirler. Zira ümmetin şu anda en çok muhtaç olduğu şey işte budur.

Nâvid Butt
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir

Resmi Sözcüsü
Pakistan Vilâyeti

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Ürdün Rejimine

Ey Ürdün Rejimi:

Libya'daki Arap Zirvesi Konferansına katılmak için resmi bir davet aldın. Sen ki Kudüs ve el-Aksa'ya en yakın rejimsin. Sen ki silahlı kuvvetlerinin subayları ve mensuplarının sadece Kudüs ve el-Aksa'yı savunmak için değil bilakis tüm Filistin'i savunmak için kendilerini feda etmeye ve şehitlik için hazır olmalarına rağmen Kudüs ve el-Aksa hususunda ifrata kaçtın.

Sen ki el-Aksa'yı, kindar Yahudi ile Filistin otoritesindeki ajanların altındaki rüzgarın yönüne terk etmek için Batı Şeria ile kanuni ve idari bağlantıları kesen kanunu çıkaran rejimsin.

Sen ki Allahuteala'nın buyurduğu gibi Yahudi ile anlaşmak için koşuşturanların ve onun çıkarlarının gerçekleşmesi için acele edenlerin ilki olan rejimsin. Zira O, şöyle buyurmuştur:

فَتَرَى الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٌ يُسَارِعُونَ فِيهِمْ يَقُولُونَ نَخْشَى أَن تُصِيبَنَا دَآئِرَةٌ "Kalplerinde hastalık bulunanların, başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz diyerek onların arasına koşuştuklarını görürsün." [el-Mâîde 52]

 

Ey Rejim:

Vadi Arabe anlaşmasını iptal et,

Batı Şeria ile bağlantıların kesilmesini iptal et,

Haçlılarla birlikte şeytanın yolunda savaşmak üzere dünyanın dört bir tarafına dağıttığın askerleri geri getir,

Libya'daki zirve konferansında bir araya geleceğin devletlerden askeri destek talep et,

 

Ey Rejim:

Şüphesiz sen sürekli olarak "Kudüs'te yaşananlar karşında sessiz kalınmanın imkansız olduğunu" dile getiriyorsun. Peki sen Kudüs için konuşmaktan başka ne yaptın?!

Tarih, senin seleflerinin Hilafet yıkılırken İngilizlerle işbirliği yaptığını kaydetmiştir,

Tarih, seleflerinin Kudüs ve el-Aksa da dahil Batı Şeria'ya yönelik komplolar kurduklarını ve onları Yahudilere teslim ettiklerini de kaydetmiştir...

Bir kere bile olsa işlediğin günahların kefaretini ödemenin zamanı gelmedi mi... ?!

 

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Ey Pakistan Ordusu! Blackwater ile Amerika'nın Zorbalıklarını Durdurup Hilafet Devleti'ni Kurması için Hizb-ut Tahrir'e Nusret Veriniz En Son Patlama Eylemleri Silsilesinin Gayesi Askeri Operasyonları Artırmaya Dönük Kamuoyu Oluş

Hizb-ut Tahrir, Pakistan'da son zamanlarda patlak veren operasyonlar silsilesine karşı Peşaver, İslamabad, Lahor ve Karaçi'de yürüyüşler yapmıştır. İslamabad'taki yürüyüş Elektronik Basın Kompleksi önünde yapılırken Lahor ve Karaçi'deki yürüyüşler Basın Kulübü önünde yapılmıştır.

Yürüyüşteki konuşmacılar, her ne zaman sivillere karşı cürümsel patlama eylemlerine gerek duyulsa hükümetin Blackwater ile Amerikan katliam birimlerinin elini kolunu serbest bırakmayı alışkanlık haline getirdiğini ve insanların dikkatini bu eylemlerden başka yöne çekmek için de onları günlük sorunlar ve temel ihtiyaçlarla sürekli meşgul etmek amacıyla elektrik kesinsi, gaz, şeker ve un kıtlığı krizi gibi krizler icat etmektedir. Diğer bir ifadeyle patlama eylemlerinden maksat, hükümetin insanları günlük sorunlarıyla meşgul etmek için sahte krizlerle kasıtlı sisli bir hava oluşturduğu sırada uygulamak istediği askeri operasyonları destekleyici kamuoyu oluşturmak ve böylece Amerika'nın terörizme, yani "İslam'a" karşı savaşında meydana gelenleri tamamen unutturmaktır.

Pakistan'daki insanlar, yeni askeri operasyonların zamanının yaklaştığına dair tatsız haberler verilirken yapmacık elektrik krizine eşlik eden patlama eylemleri karşısında şok olmuşlardır. Diğer yandan Amerika, kendilerinden yapmalarını istediği askeri operasyonların detaylarını vermeleri için Pakistan yöneticilerini yanına çağırmaktadır. Nitekim Amerika, Kuzey Vezirintan'da askeri operasyonlar yapması için Pakistan'a baskı uygulamıştır ve mevcut siyasi durum da bunun gerçekleşmesinin yakın olduğunu göstermektedir.

Ümmet, Amerika'nın Irak'taki kirli rolüne tamamen muttali olup Amerika'nın Pakistan'da benzer patlama eylemleri yaparak buradaki hedeflerini gerçekleştirmek istediğini de bilmektedir. Bizler rolümüz gereği ümmeti uyarmak ister ve ona deriz ki Amerika bölgeden zelil olarak kaldırıp atılmadıkça Pakistan'daki kaos asla bitmeyecektir. Pakistan ordusu içerisindeki muhlislere yönelir ve onlara deriz ki; ne zamana kadar parmağınızı dahi kımıldatmadan susmaya devam edeceksiniz? Müslümanlara yönelik Amerikan savaşı hala devam etmektedir. O halde İslam'ı ve Müslümanları korumak sizin göreviniz değil midir? Bizler, Pakistan ordusu içerisindeki muhlislerden, Müslümanların kaybettikleri yüksek konumlarına -ki Müslümanlar buna diğer insanlardan daha layıktır- kavuşmaları amacıyla İslam'ı tatbik etmesi ve Amerika'yı bölgeden kaldırıp atması için Hizb-ut Tahrir'e nusret vermelerini talep ediyoruz.

Nâvid Butt
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir

Resmi Sözcüsü
Pakistan Vilâyeti

Devamını oku...

- Basın Açıklaması - Hizb-ut Tahrir'in Kalabalık Yürüyüşleri Obama'nın Endonezya Ziyaretinin İptal Edilmesine Neden Olmuştur Hizb-ut Tahrir Endonezya'daki Ümmetle Birlikte Obama'nın Endonezya Ziyaretini Engellerken Niçin Pakistan Halkı Üçüncü Derec

Obama'nın Endonezya'yı ziyaret etme kararını ilan etmesinin ardından Hizb-ut Tahrir de onun ziyaretine karşı bir dizi siyasi faaliyetlerde bulunacağını ilan etti ki 14 Mart 2010'da Endonezya'nın muhtelif şehirlerinde binlerce göstericinin katıldığı yürüyüşler düzenledi. Hizb-ut Tahrir, ümmet adına, Endonezya'yı ziyareti sırasında Amerikan büyükelçiliği önünde yapılacak yürüyüş sayesinde Obama'nın yüzüne bir şamar indirileceğini ilan ettiği gibi bunun da ötesinde martın yedisinde binlerce alimden Obama'nın Endonezya ziyaretini reddettiklerini ifade eden imza topladı.

Doğrusu Obama'nın ziyaretini iptal etmesi, Amerika'daki kindar haçlılara çok ağır gelmiştir.
Dolayısıyla ziyaretinin iptal edilmesinin arkasındaki gerçek sebebi gizlemek için bu ziyaret önceden ertelenmesine rağmen kongrenin sağlık karar tasarısını onaylamasına dönük girişimi noktasındaki çalışma cetvelinin yoğunluğu gibi silik bahaneler sunmuşlardır.

Obama çocukluğunun dört yılını Endonezya'da geçirmiştir. Bu nedenle hain Endonezya yöneticileri, onu Endonezya'da karşılamak için çeşitli vesileler oluşturmaya çalıştılar. Endonezya yöneticilerinin durumları, sürekli Amerikalı efendilerini karşılayan ve onlara aylık ve yıllık raporlar sunan hain Pakistan yöneticilerinin durumları gibidir. Ancak Hizb-ut Tahrir, ümmet ve onun çabası sayesinde Obama'nın Endonezya ziyaretini engellemeyi başarmıştır.

Artık Pakistan'daki insanların, yönetimdeki Amerikan ajanlarını kaldırıp atmak için Hizb-ut Tahrir saflarına katılmalarının zamanı gelmiştir. Dolayısıyla Pakistan toprakları, Amerikalılara, yönetimdeki ajanlarına ve muhalefet partilerine yasak edilmelidir.

Güç ve kuvvet ehline düşense Amerikan bağımlılığından kurtulmayı isteyip duran ve Hilafet Devleti'nin kurulmasından başkasını istemeyen ümmeti görmeleri için gözlerini dört açmalarıdır. Bunun içindir ki güç ve kuvvet ehli, Hilafet Devleti'ni kurması ve bölgeyi haçlılara mezar yapması için Hizb-ut Tahrir'e nusret vermelidir.

İmrân Yûsufzây
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir

Resmi Sözcü Yardımcısı
Pakistan Vilâyeti

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER