Cumartesi, 09 Rebiu’l Evvel 1448 | 2026/08/22
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Malezya: Hilafet Konferansı "Ümmetin Küresel Gücünü Yeniden Kurmak"

  • Kategori Malezya
  •   |  

Hizb-ut Tahrir / Malezya
"Ümmetin Küresel Gücünü Yeniden Kurmak"

Hizb-ut Tahrir / Malezya, 10 Mayıs 2026 Pazar günü, Malezya'daki Şah Alam Kongre Merkezi'nde "Ümmetin Küresel Gücünü Yeniden Kurmak" temasıyla bir Hilafet konferansı düzenledi.

Pazar, 23 Zilka'de 1447 Hicri - 10 Mayıs 2026 Miladi

malezya

malezya

Etiketler

#أقيموا_الخلافة

#في_ذكرى_هدم_الخلافة

#ReturnTheKhilafah

#YenidenHilafet

#خلافت_کو_قائم_کرو

#TurudisheniKhilafah

malezya

Daha fazla bilgi için:

Hizb-ut Tahrir Malezya Resmi Web Sayfası
Hizb-ut Tahrir Malezya Telegram Kanalı

 malezya

 

 

 

Devamını oku...

Pakistan: Elinizde Altın Bir Fırsat Var... Hilafeti Kurun!

  • Kategori Pakistan
  •   |  

Hizb-ut Tahrir/ Pakistan Vilayeti:

Elinizde Altın Bir Fırsat Var... Hilafeti Kurun!

Ey samimi Pakistan ordusu mensupları: Elinizde altın bir fırsat var. Hilafeti kurun, Ortadoğu'yu liderliğiniz altında birleştirin ve Amerika'yı Müslüman topraklarından kovun. Allah'ın vaat ettiği nusret ve zafer sizin elinizde. Dünya büyük bir dönüşümün eşiğinde. İmanınızın gücüyle, Medine'deki Ensar'ı (Allah onlardan razı olsun) örnek alın ve İslam'ın nurunu yönetim sistemiyle dünyaya geri getirin.

#لنجعل_أمريكا_تتراجع_مجدداً
#Make_America_Retreat_Again

Hizb-ut Tahrir Pakistan Vilayeti Medya Bürosu

Çarşamba, 12 Zilka'de 1447 Hicri / 29 Nisan 2026 Miladi

pakistan vilayeti

İlgili Bağlantılar:

E- mail: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.          WhatsApp: +967 713 645 449

pakistan vilayeti

 

Devamını oku...

Avrupa Zirvesi ve NATO’da Parçalanma Belirtileri!

  • Kategori Makaleler
  •   |  

El-Raye Gazetesi

-Siyasi Bakışlar-

Avrupa Zirvesi ve NATO’da Parçalanma Belirtileri!

Üstad Esad Mansur’un Kaleminden

Avrupalı liderler, Avrupa siyasi topluluğu zirvesi olan zirvelerini 4/5/2026 tarihinde Ermenistan’ın başkenti Erivan’da gerçekleştirdiler ve savunma alanında Avrupa’nın bağımsızlığını ve Kanada ile ilişkilerin güçlendirilmesini vurguladılar.

Bu Avrupa siyasi topluluğu, Avrupalı liderlerin yılda iki kez bir araya geldiği bir siyasi forumdur. Forum, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasının ardından 2022 yılında Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un girişimiyle kurulmuştur. Başlangıçta Rusya'ya karşı bir platform olarak kurulmuş gibi görünse de, şu anda ABD Başkanı Trump'ın politikalarına karşı bir platform haline gelmiştir. Bu nedenle forum, Avrupa politikalarını ve Avrupa'yı ilgilendiren küresel meselelere ilişkin tutumunu tartışmakta ve Avrupa için ortak bir görüş ve siyasi eylem birliği oluşturmaya çalışmaktadır. Zira Avrupa Birliği, tek bir siyasi görüşe sahip ve ortak siyasi kararlar alan tek bir siyasi blok olmayı başaramamıştır.

Dolayısıyla bu, Fransa'nın yamalı bir girişimi olup, Avrupa aracılığıyla bu girişimin başarılı olması için çalışmaktadır. Zira Fransa, Avrupa Birliği'nde güçlü bir varlığa sahip olan Almanya ile rekabet ettiği ekonomik alanın yanı sıra fikri ve siyasi olarak da Avrupa'ya liderlik etmeye çalışmaktadır. Bu yüzden siyasi girişimlerin birçoğu Fransa tarafından gelmekte olup bu girişimlerin ilki de birlik fikri ve bu fikrin, kömür ve çelik birliğinden Avrupa Ortak Pazarı’na, oradan da bir birlik haline gelmesi şeklinde geliştirilmesidir. Dolayısıyla bu yönlerden Fransa birinci aktör olup, eğer herhangi bir fikri kabul ettirirse o fikir uygulamaya geçme yönünde bir yol bulacak olan Almanya üzerinde etki oluşturmaya çalışmaktadır.

Son zirve, Rusya’nın alanındaki bir bölge olan ve Amerika’nın kendi nüfuzu altına almaya çalıştığı Ermenistan’da düzenlenmiştir. Nitekim zirvenin orada düzenlenmesinin bazı anlamları vardır ve boş yere gerçekleşmemiştir. Nitekim Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa bu durumu zirvede şu sözleriyle açıkça ifade etmiştir: “Avrupa Birliği, 2017 yılında Birlik ile kapsamlı bir ortaklık anlaşması imzalayan ve geçen yıl bloğa üyelik başvurusunda bulunma niyetini açıklayan yaklaşık 3 milyon nüfuslu Ermenistan ile ilişkilerini derinleştirmeyi arzulamaktadır.”

Avrupa Birliği, Rusya ve Amerika ile rekabet içinde nüfuz alanını genişletmek için Ermenistan’ı kendi bünyesine dahil etmeye çalışmaktadır. Ancak Rusya'nın sessiz kalması pek olası değildir; zira Putin şu sözlerle karşılık vermiştir: “Avrupa Birliği ve Avrasya Ekonomik Birliği üyeliğini birleştirmek: Bu basitçe imkânsızdır.”

Ermenistan, Rusya’nın 2014 yılında kurmasından itibaren liderlik ettiği ve öncelikle kendisinin faydalandığı Avrasya Ekonomik Birliği’nin bir üyesidir; dolayısıyla Rusya, sanayi ürünlerinin büyük bir kısmını, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan ve Ermenistan gibi sanayileşmemiş tüketici üye ülkelere pazarlamaktadır. Zira Rusya’nın yanı sıra üye devletlerin nüfusu yaklaşık 180 milyon kişi olup toplam gayri safi yurt içi hasıla 5 trilyon ABD Dolarını aşmaktadır. Bu yüzden mal ve hizmetlerin hareketini teşvik etmekte ve makroekonomi, ulaşım, sanayi, tarım, enerji, dış ticaret, yatırım, gümrük, teknik düzenleme, rekabet ve tekelcilikle mücadele alanlarında ortak politikalar sağlamaktadır.

Rusya açısından ise bu pazar, ona söz konusu alanlarda birçok şey sağlamaktadır. Bu yüzden Rusya, Ermenistan'ın kendisinden kopma yönündeki her türlü girişimi engellemektedir; zira Ermenistan, neredeyse tamamen Rus mallarına bağımlı olup Rusya'ya işgücü de sağlamaktadır; çünkü 2022'de sayıları yaklaşık 100 bin olan Ermeni işçilerin yaklaşık 70 bini Rusya'da çalışmaktadır. Bunun yanı sıra Rusya Federasyonu’nda yaklaşık iki milyon Ermeni yaşamakta olup bu sayı, Ermenistan nüfusunun üçte ikisine denk gelmektedir.

Ermenistan da Rusya’dan kopmaya çalışmaktadır; bu yüzden Avrupa Birliği’ne yakınlaşmaya çalıştığı gibi Amerika’ya da yakınlaşmaya çalışmaktadır. Avrupa Birliği ise bunu kendi lehine kullanmaya çalışıyor.

Öte yandan ve daha da önemlisi Avrupa Birliği, Amerika’dan bağımsız siyasi ve askeri bir güç oluşturmaya çalışmaktadır. Zira zirveye katılan Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen şöyle demiştir: “Kendimizi savunabilmek için askerî kapasitemizi güçlendirmemiz gerekiyor. Ayrıca Avrupa Birliği’nin daha fazla bağımsızlığa ihtiyacı vardır.” “Fransa Cumhurbaşkanı Macron ise şöyle demiştir: “Avrupalılar kendi kaderlerini kendi ellerinde tutuyorlar, savunma ve güvenlik harcamalarını artırıyorlar ve kendi ortak çözümlerini inşa ediyorlar.”

Bu konferans, Almanya Şansölyesi Merz’in Amerika’nın İran’a karşı savaşındaki yaklaşımını eleştirmesinin ardından Amerika’nın Almanya’daki askerî varlığını yaklaşık 5 bin asker azaltma kararından sonra düzenlenmiştir; zira bu eleştiri, Trump’ı öfkelendirmiş ve onu böyle bir karar almaya sevk etmiştir. Çünkü Merz, 27/4/2026'da şunları söylemişti: “İran yönetimi, özellikle de Devrim Muhafızları, bütün bir ulusu aşağılamaktadır.” Başkanını şu şekilde eleştirdiği Amerika’yı kastederek de şöyle demişti: “Avrupalılarla istişare etmedi.” Ve şöyle dedi: “Amerika’nın İran savaşında izlediği çıkış stratejisi anlaşılmıyor. ” Merz’in, Amerika ile yakınlaşma politikası izlediği bilinmektedir; ancak görünen o ki bu politikasında bir değişiklik olmuş ve Avrupa merkezli bir politikaya yönelmeye başlamıştır.

Nitekim savunma için NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) bünyesinde bir araya gelen Atlantik’in iki yakasında çatırdama meydana gelmiştir. Zira onun ana üyeleri olan Amerika ve Avrupalılar arasında sözlü atışmalar ve suçlamalar yaşanmıştır. Nitekim Trump, 8/4/2026 tarihinde NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile yaptığı görüşmenin ardından Truth Social platformu üzerinden şunları söylemiştir: “ NATO, onlara ihtiyacımız olduğunda orada değildi ve tekrar ihtiyacımız olduğunda da orada olmayacak. Grönland'ı hatırlayın, o büyük, kötü yönetilen buz parçasını. ” Bu, Grönland'ı hala ele geçirme arzusunun devam ettiğine işaret etmektedir; bu ise İran'la olan savaşında yenilgiye uğramasını ve böylece geri dönüp bu adayı talep etmemesini dileyen Avrupalıları öfkelendirmiştir. Nitekim Trump, Avrupa ülkelerinden Hürmüz Boğazı'nı güç kullanarak kontrol altına almasına yardım etmeleri için harekete geçmelerini talep etmiş; ancak onlar, bu savaşta kendilerine danışılmadığı için bunu reddetmiştir.

ABD'nin hedef aldığı diğer NATO üyesi Kanada da Avrupa ile yakınlaşmaya çalışmaktadır; bu nedenle Başbakan Mark Carney zirveye katılarak Avrupalılara şu sözlerle hitap etmiştir: “ Daha faydacı, daha izolasyoncu ve daha vahşi bir dünyaya boyun eğmek zorunda olduğumuza inanmıyoruz. ” Burada Kanada üzerindeki ilmiği sıkılaştıran ve onu 51. eyalet olarak kendisine katılmaya çağıran Amerika’ya atıfta bulunmuştur; dolayısıyla Carney, Amerika’nın savunduğu şeyi, vahşi bir dünyaya boyun eğme, yani dünyaya liderlik eden ve kendi menfaatinden başka bir şey bilmeyen Amerika’ya boyun eğmek olarak nitelendirmiştir. Şöyle devam etmiştir: “Bu gibi toplantılar bize, başka bir yol imkânı sunmaktadır.” Yani Kanada, Avrupa’da kendine nefes alma alanı ve sığınacak bir liman bulmuştur. Bu nedenle hâlâ sembolik olarak İngiliz Kraliyeti’ne bağlı olan Kanada’yı korumak amacıyla savunma alanında Avrupa ile koordinasyon kurmak istemektedir. Nitekim Avrupa ülkeleri, 1867’de kurulduğundan beri Kanada’nın Amerika tarafından yutulmasını engellemiş, İngiltere ile Fransa onun kurulması için çalışmış ve Amerika’ya katılmasını da engellemiştir. Şimdi de yeniden Avrupa'ya sığınmak için geri dönmüştür.

Böylece, Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonra varlığını sürdürmesi gerekmeyen NATO'da gerçek bir çatlak görüyoruz. NATO, 1949 yılında Sovyetler Birliği'ne karşı koymak amacıyla kurulmuştu; Sovyetler Birliği ise 1955'te NATO'ya yanıt olarak Varşova Paktı'nı kurmuştu. ABD, Avrupa üzerindeki hakimiyetini sürdürmek için NATO'yu ayakta tuttu. Eğer bu hedefine ulaşamazsa, NATO'yu sürdürmek istemez! Bu nedenle yükünü hafifletmek istiyor ve diğer üye ülkelerden savunma harcamalarına GSYİH'nın %5'i oranında katkı sağlamalarını talep ediyor. Ayrıca Avrupa'daki asker sayısını azaltmaya çalışıyor. Zira Amerika’nın oradaki varlığı Avrupa'yı savunmak için değil, aksine onun üzerinde hakimiyet kurmak içindir.

NATO’nun çatırdaması ve ardından çökmesi, dünyayı sefaletin nedenlerinden biri olan uluslararası blokların varlığından kurtaracaktır; zira bu bloklar, büyük savaşlara ve birçok ülkenin aynı anda başka bir ülkeye müdahil olmasına neden olmuştur. Ayrıca bu Haçlı blok NATO, Afganistan’a günahkar bir saldırı düzenlemiş ve 2001 yılından itibaren 20 yıl boyunca ülkeyi tahrip etmiş, halkını öldürmüş ve onları yerinden etmiştir; sonunda 2021 yılında, kibirli lideri Amerika ile birlikte zelil bir şekilde ülkeden çıkmıştır.

Kaynak: El-Raye Gazetesi-600. Sayı-20/05/2026

Devamını oku...

ABD-İran Müzakereleri... Benzer Aşamalar ve Reddedilen Öneriler

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber - Yorum

ABD-İran Müzakereleri... Benzer Aşamalar ve Reddedilen Öneriler

Haber:

ABD Başkanı Trump, 19/5/2026 Salı günü yapılması planlanan İran'a yönelik askeri saldırının ertelendiğini duyurdu ve “ABD'nin İran'la, onun nükleer silaha sahip olmasını engelleyecek bir anlaşmaya varması için çok iyi bir fırsat var” eklemesinde bulundu.

Ayrıca İran'ın nükleer silaha sahip olmasını engelleyen bir anlaşma imzalanabilirse, yönetiminin bundan memnun olacağını açıkladı ve İran’a yönelik saldırının ertelenmesinin kısa bir süreliğine olacağını vurguladı.

Yorum:

Geçtiğimiz 8 Nisan'da taraflar arasında ateşkes ilan edilmesinden bu yana ABD-İran müzakereleri hâlâ bir çekişme ve gerilim aşamasında. Trump, her seferinde bir anlaşmaya varılması için iyi bir fırsat olduğunu söylese de, söylemlerinde tekrarlanan askeri tehditler ağır basarken, İranlı yetkililer ise ülkelerinin hedef ve taleplerinden taviz vermeyecekleri konusunda ısrarcı davranıyor.

ABD ile İran arasındaki görüşmeler birçok benzer aşamadan geçmiştir; -her aşamada- taraflar savaşı durdurmak için bir öneri sunmakta diğer taraf ise bunu reddetmektedir; süreç bu şekilde devam etmektedir; zira taraflar arasında, özellikle İran’ın nükleer programıyla ilgili belirgin görüş ayrılıkları olması nedeniyle müzakereler ciddi bir donuklukla karakterize olmuştur.

Son basın raporlarına göre Pakistanlı arabulucular, geçen pazartesi gecesi Amerika’ya 14 maddeden oluşan revize edilmiş İran’ın önerisini iletti; bu öneri esas olarak savaşın sona erdirilmesi ve ABD tarafından güvenin tesis edilmesi yönündeki müzakerelere odaklanmıştır.

Ancak üst düzey bir ABD'li yetkili, Axios istihbarat sitesine yaptığı açıklamada, İran'ın önerisinin yalnızca şekli iyileştirmeler içerdiğini ve uranyum zenginleştirmesinin askıya alınması ya da mevcut stokların teslim edilmesi konusunda ayrıntılı bir taahhüt içermediğini söylemiş ve şayet İran tutumunu değiştirmezse ABD'nin “bombalar aracılığıyla müzakerelere devam etmek zorunda kalacağını” vurgulamıştır.

Görünen o ki görüşmeler, savaşın durdurulmasına yol açmayacaktır; ABD ya da İran taleplerinde ısrar edip gerek nükleer dosya gerekse Hürmüz Boğazı konusunda gerçek anlamda taviz vermemeleri durumunda, ateş dilinin yeniden alevlenmesi muhtemel görünmektedir. Peki taraflar bir anlaşmaya varılmasına yol açacak esnekliği gösterecek mi, yoksa çatışmalar eskisinden daha şiddetli bir şekilde yeniden mi başlayacak? Bu sorunun cevabını, önümüzdeki günler verecektir.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Ahmed Sa’d

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER